Saygıdeğer Şükrü Beyefendimiz,
Ulu Önderimiz M. Kemal ATATÜRK'e yazmış olduğunuz mektubunuzu, defa kereler okudum ve daha da okunması gerektiğine inanıyorum.
Utanıyor muyum? En az sizin kadar efendim.. Mahcup muyum? En az sizin kadar mahcubum.
Ankara'da başlamış olup, İstanbul'da bitirdiğiniz mektup karşısında nutkum tutuldu.
Öyle muazzam çağrışımlar oluşturdu ki; Çapımca yapmış olduğum sorgulamamda.. Ki; O zamandan, günümüze kadar hemen her şeyi gözler önüne “Utanç Tablosu” olarak sundunuz adeta..
Şamarınızı bize aşk ettiniz lakin; Tokatınızın en alasını; Bu günlere zemin hazırlayanlara, bu günleri yaşatanlara attınız. Bize değil!
Utanması gerekenler, aslında; Biz değil, bu günleri yaşatanlardır! Bu günlere zemin hazırlayanlardır!
ATAM’ızın zamanında kalite varken; Şimdilerde, o kalitenin yerini; Saygısızlık, sevgisizlik, seviyesizlik aldı!
Vatan, Ulus, kavramlarını bilenler değil; Bölücülük, ırkçılık, Müslümanlık kisvesi altında takiyyecilik yapanlar vekil oldu.
TBMM’deki yeminler; İnanılarak değil, formalite icabı okunmaya başlandı!
ATATÜRK’ün bizlere örnek olduğu Milli Şuur ve Milli İrade’si kaç vekilde var?
Yok denilecek kadar az!
Sizin de işaret etmiş olduğunuz gibi; ATAM’ızın: “Türkiye’nin asıl sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür. O halde, herkesten daha çok refah, saadet ve servete müstahak ve layık olan köylüdür. Onun için; Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin iktisadi siyaseti bu asli gayeye erişmek maksadını güder” sözleri.. Günümüzde tam tersi olmuştur. Evet, tam tersi zira; Günümüz iktidarındakiler sadece ve sadece kendi çıkarlarını gözetmekteler, köylü dinlenmemekte hatta; Anasıyla beraber kovulmaktadır! (“Ananı al da git” sözleri unutulamaz)
Nerde kaldı, köylünün refahı, saadeti, serveti; Nerde kaldı, meclisin iktisadi ve siyasi asli gayesi? Günümüz Tarım Politikası, köylüyü ve Türk Halkı’nı mahvettiği yetmiyormuş gibi; DNA’sı oynanmış tohumlar yüzünden, toprak bile Kanser oluyor!
M. Kemal ATATÜRK “Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür kuşaklar” isterken; Günümüzde, gençlerin almış olduğu eğitim ve terbiye ile “İrfan, insanlık ve medeniyet” temennide bırakıldı, Vatan sevgisi ile fikir hürriyeti asgariye indirildi.
Şimdilerdeki çoğu gençlerin, en önemli sıkıntısı “işe girebilmek” oldu. Deyim yerinde ise; “Ekmek, Aslan’ın ağzında” bile değil artık! İktidardakilerin elinde. “Aslan ne yapsın” diye sormamak içten bile değil..
Yaklaşan seçimler nedeniyle oluşan “oy kaygısı” bakınız; iktidardakilere ne vaatler sundurmakta: Sadece ve sadece işsizlere verilmek üzere “ev vaatleri”.. İşi olmayanın cebinde “parası olmadığını” pek ala bilen şimdinin iktidarı; “Neyi telafiye çalışıyor, asıl gayesi ne” diye sormaktan kendimizi alamıyor hallerdeyiz. Yine bir oyun, yine bir çıkar olduğunu bile bile..
Bendeniz de dahil olmak üzere; Nice mektuplar yazıldı ATAM'ıza. Lakin; Böylesine özel ve donanımlı ve gerçek ve duyarlı ve itiraf dolu olanını okumadım, görmedim, işitmedim.
Şimdi değişim yapmaya çalışıyorlar akılları sıra tepedekiler... Sırf; BOP için. Büyük Orta Doğu projesinden uzak durmamız gerekirken.. Hem de ATAM’ız tarafından uyarılmışken.. Ki; ATATÜRK “Bir Ulus, kendi gücüne, yalnız kendi gücüne dayanmazsa, şunun bunun oyuncağı olur” demiş. Olduk mu şimdi? Olduk. Düşülen gaflet ve delaletler sayesinde maalesef; “Kukla yönetim” diye adlandırdığım şimdinin iktidarı sayesinde “Ecnebilerin elinde, oyuncak olduk”.
Saygıdeğer Şükrü Bey,
Özür dileyerek ve izniniz olmadan, haddimi aşacak olan bendeniz; Naçizane hissiyatımı paylaşmak istiyorum ATAM’ızla.
ATAM,
Sizin fikrinizi, duygularınızı hissediyorum ve biliyorum ki; Bu, size kafi lakin; Günümüzde öyle engeller oluşturulmakta ki.. Öyle engeller..
Öyle ki; Heykeller “müstehcen” denilerek kaldırılıyor.. Sanatın içine bile tükürülüyor ATAM.
Düşünsel ve sosyal devrim yanlılığının dışına çıkıldı. İlla ki; Şeriat Kanunu işlensin isteniyor.
Türk Milleti, emperyalizmin aracı oldu ATAM.
Memleketin soyulduğu, satıldığı yetmiyor.. Öyle ki; Türk Askerimizi bile “kelle” diyerek, kurban ediyorlar adeta dış mihrakların oyunlarına ve alçaklığına.
Türk Halkı; Sefalete, rezalete, ölüme sürüklenmekte.. Para her şey oldu ATAM. Ama; Para bile onlarda ki; onlar parayı güç olarak, refah içinde yaşamak için zenginliklerine zenginlik katıyorlar. Devletimizi milletimizi soydular. Halk vergiden, az maaştan, yokluktan, işsizlikten fakir düştü.
Bilgisi ve kültürü olmayan eski imamlar, hocalar devletin önemli makamlarına yerleştirildi.
İstemimiz dışı yabancı uşaklığına düşürülmekteyiz hala. Ne yana baksak mutlaka yabancı banka ve yabancı markalar var.
Şeyhlerden, şıhlardan maddi, manevi yol göstericilik ve feyz alan ilkel insanların çoğalmasını gördükçe ve bu yetmezmiş gibi; Böylesi geri düşüncelere sahip insanların, devletimizin en önemli makamlarına geçmesi bizleri kahretmektedir ATAM. Bunlar ki; Uygarlıktan, bizleri adım adım uzaklaştırmaktalar.
ATAM; Kuvvet, kudret ve hakimiyet adeta halkın elinden alınmıştır. Siz ki; Bizi, İstiklal, Hürriyet ve Cumhuriyet’e kavuşturmuştunuz.
03/01/1922 tarihindeki Söylev ve Demeç’inizde (c. 2 syf. 29): “İşgalciler ve onların saldırgan orduları kendileri hiçbir zaman baskıdan geri kalmadı. Fakat bu baskı ne kadar kuvvetli olursa olsun büyük fikir hareketine karşı duramayacaktır. İnsanlığa yönelen fikir hareketi, er geç başarılı olacaktır. “Bütün mazlum milletler, zalimleri bir gün yok edecek ve ortadan kaldıracaktır. O zaman dünya yüzünden ‘Zalim’ ve ‘Mazlum’ kelimeleri kalkacak, insanlık kendisine yakışan bir toplumsal duruma ulaşacaktır. Bizim milletimiz o zaman, bu amaca ulaşmış olan milletler arasındaki önceliğiyle gerçekten övünecektir.” demiştiniz, ATAM. Belirtmenize rağmen.. Şimdi; Çok vahim durumlarla karşı karşıya kaldık. Övünülecek durumda değiliz. Utanılacak hallerdeyiz.
Günümüz siyaseti tam bir belirsizlik içinde ve keyfi idare var. Milletin yetenek ve gereksiniminden uzak bir uyumsuzluk mevcut. Siz ki; Bunun tam tersini istemiştiniz. İslam Birliği için çalışmaktalar ATAM! Uzak durmamız gereken İslam Birliği için!!.
Siyaset ticarete dönüştürüldü ve buna bile dini alet ettiler ATAM.
“Tam bağımsızlık denildiği zaman elbette siyasi, mali, ekonomik, adli, askeri, kültürel ve benzeri her konuda tam bağımsızlık ve tam serbestlik demektir. Bu saydıklarımın herhangi birinde bağımsızlıktan mahrumiyet; millet ve memleketin gerçek anlamıyla bütün bağımsızlığından mahrumiyeti demektir. Biz, bunu temin etmeden barış ve huzura erişeceğimiz inancında değiliz” demiştiniz. Mahrumuz ATAM.. Bağımsızlığımız elimizden alınmakta.
24/08/1924 yılında demişsiniz ki; “Bütün Türk ve İslam dünyasına bakınız. Anlayışları medeniyetin emrettiği kavrayış ve yükselmeye uyamadıklarından ne büyük sıkıntılar, ne acılar içindedirler. Bizim de şimdiye kadar geri kalmamız ve sonunda son felaket çamuruna batışımız bundandır. Beş altı yıl içinde kendimizi kurtarmışsak; bu düşüncemizdeki değişmedendir. Artık duramayız. Mutlaka ileri gideceğiz. Geriye ise hiç gidemeyiz. Çünkü ileri gitmeye mecburuz. Millet açıkça bilmelidir. Medeniyet öyle bir kuvvetli ateştir ki ona ilgisiz olanları yakar ve yok eder.”
Şu anda; İktidardakilerin “Ilımlı İslam Politikası” yüzünden, ilerleme safhamız durmuş, geriye dönük çalışmalar hız kazanmış durumda.
Ulu Önderim, yaptıklarınızı yıkmak için ellerinden geleni yapmaya yemin etmişler gibiler sanki..
“Efendiler! Avrupa’nın bütün ilerlemesine, yükselmesine ve medenileşmesine karşılık Türkiye tam tersine gerilemiş ve düşüş vadisine yuvarlanadurmuştur. Artık vaziyeti düzeltmek için mutlaka Avrupa’dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa’nın emellerine göre yapmak, bütün dersleri Avrupa’dan almak gibi bir takım zihniyetler belirdi. Halbuki, hangi İstiklal vardır ki, ecnebilerin nasihatleriyle, ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin?.. Tarih, böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir!..” demiştiniz ATAM. Günümüz iktidarındakiler hiç böyle düşünmemekte ve adeta ecnebilerin elinde kukla olmuş durumdalar. Ecnebiler ne derse onu gerçekleştiriyorlar.
Ulu Önderim, Başöğretmen ve Başkumandanım,
Bağımsızlığımız, Ulusal Onurumuz ve ATATÜRKÇÜLÜĞÜMÜZ’den ödün vermeyeceğiz. Bunu biliniz. Sizi, kimse unutturamaz.
Sizi özlemle, saygıyla anıyor, arıyorum ve size söz veriyorum ATAM:
“Canım pahasına da olsa; Su damlası olarak, bendeniz de yola çıktım.. İlke ve inkılaplarınız için, Laik ve sosyal hukuk devleti olan tam bağımsız olarak inşa ettiğiniz Türkiye Cumhuriyetimiz için, Ulusal Onurumuz ve Atatürkçülüğümüz ile Okyanus olmaya”
Mekanınız Cennet, Aziz Ruh’unuz şad olsun ATAM.
Gülizar Özlem SARAÇOĞLU
|