HABER POTASI
 
"Memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakru zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk İstiklal ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!.." M. Kemal Atatürk
Bekleyiniz...

Geri git   HABER POTASI > M. Kemal ATATÜRK > Atatürk Özel Defteri

Konuya Yorumunuz..
 
Bağlantı Adresi (link) Seçenekler
  #1 (Konu/Yorum Adresi)  
Alt 12.11.2008, 04:21
M. Şükrü ŞEKER - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Genel Yönetici
 
Üyelik tarihi: 19.05.2008
Yorumlar: 276
Standart M. Kemal'e 70 Yıllık Mektup




M. Kemal'e 70 Yıllık Mektup



Aşağıdaki Mektup, Ulu Önderimiz M. Kemal Atatürk’e yazılmıştır.
Sıkılanlar, yazıyı uzun bulanlar ve gerçekleri görmeyip, M. Kemal’i anlamak istemeyenler ctrl w yapabilirler.


* * * * *









9 Kasım 2008 Ankara
Sevgili Ulu Önderim!



Bir değişinizde “Benim naçiz vücudum nasıl olsa bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyen yaşayacaktır..” demiştiniz. Sizi yitirdiğimiz günün üzerinden tam 70 yıl geçti. O gün doğanların bile; bir çoğu ebediyete göçüp, gitti. Evet; Türkiye Cumhuriyeti halen ayakta Mustafa Kemal Paşam.. Ama!!


Sizi kaybettiğimiz gün, her şey değişmeye başladı; Naçiz bedeniniz soğumadan, koltuğunuz ve mevkiiniz acele ile el değiştirdi, ebedi istirahatgahınıza ulaşmadan da pul ve paralardan resimleriniz kaldırıldı, Atam..





Sizden şunu öğrenmiştik Atam; “Türkiye'nin asıl sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür. O halde, herkesten daha çok refah, saadet ve servete müstahak ve layık olan köylüdür. Onun için, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin iktisadi siyaseti bu aslî gayeye erişmek maksadını güder.”


1936’larda başlattığınız, "Unesco" tarafından dünyaya örnek gösterilen “Köy Enstitüleri” eğitim sistemi; sorun çözen, üretici insanlar yetiştirilmesini sağlayan ve öğrencisi, öğretmeni, çalışanıyla; Aydın, özgür, üretken, araştırmacı, sorgulayıcı, Laik Cumhuriyet İlke ve İnkılaplarına inanan ve bu yolda yürüyen bireyler yetiştiren bu kurumlar, Cumhuriyet düşmanları ve din istismarcıları tarafından 18 yıl sonra kapatıldı.


Kapatılmamış olsalardı, bugün; Gidilmemiş köy, okulsuz çocuk, işlenmemiş tarla, aç ve açıkta kalan insan, fabrikaları kapatılmış işçiler, Avrupa’ya göç, töre cinayetleri, boşalmış köyler olmayacaktı.


Sevgili Atam; Siyasilerin, bu aslî gayeye darbe vurdukları yetmezmiş gibi; Bu gün açlık ve sefaletle boğuşturuluyor, borcu yüzünden yabancı bankalara toprağını ve traktörünü kaptırması sağlanıyor. Köylü can çekişiyor, bu kaderiymiş gibi önüne konuluyor.




Hani “Tevhid-i Tedrisat” kanunu ile eğitim ve öğretim birliğini kurmuş ve “Milleti kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden yoksun bir millet, henüz millet namını almak istidadını keşfetmemiştir” demiştiniz.


Sadece kara tahta üzerinde duran portreniz vardı, sizi anlatmak, İlke ve İnkılaplarınızın ruhuna inmek yerine zorunlu ders geçme sorusu olarak dayatıldı... Napoleon Bonaparte’ın kısa boyu ile aşkı Josefin, Sultan 1. İbrahim’in (Deli İbrahim) küpesi, Himalaya dağlarının yüksekliği ve bitki örtüsü daha önemliydi, tokadı çaktı mı oturtan öğretmenlerin oluşturduğu eğitim sistemi tarafından, Atam..


Gazi Mustafa Kemal Paşam; 23 Nisan’ı çocuklara, 19 Mayıs’ı gençliğe armağan etmiştiniz ya… Bir eziyete dönüştürüldü bu “O Bayramlar”.. Soğuk, sıcak demeden asker disiplini ile yürütülen, ayakları su toplayıp şişen, bedenlerin yetmediğinde düşüp bayılan, zorla adına şiirler ezberletilen, seni ve devrimlerini anlatmak yerine, çocuklarda külfet tohumlarına dönüşmesine neden olan bayramlar.


Küçücük bedenlerin, törenlerde giydiği kıyafetler üzerinden rant elde edilirken; kimileri için de cinsellik çağrıştırdığı gerekçesi ile örtmeye zorladığı çocuklar.. Kendisine armağan edilişinin felsefesini anlamadan; yediği sopa yüzünden altına işeyerek, ağlayarak bayram kutlamaya çalıştı bu çocuklar, Atam..





Sevgili Atam; “Gençler cesaretimizi takviye ve idame eden sizlersiniz. Siz, almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile insanlık ve medeniyetin, vatan sevgisinin, fikir hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız. Yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz” demiştiniz ve eklemiştiniz;


"Sizler, yani yeni Türkiye'nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz... Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir."


Ah Atam, ah! Türk idik, eskiden doğruyduk, çalışkanlığımız artık şüpheli.. Birinci vazifemiz; Türk İstiklalini ve Türk Cumhuriyeti'ni İlelebet muhafaza ve müdafaa etmek, Ülkümüz; Yükselmek, ileri gitmekti. Türk Gençliği öğrenemediği, Ülküleriniz için "çıkmadığı yol"; uzun, yorucu ve yıpratıcı oldu. Bu yolda yoruldu, 'fast food'larda, 'pub'larda mola verdi, ayaklarındaki 'Convers', 'Nike' ayakkabıları parçalandı. Adınızın geçtiği sloganlar attılar, üzerinde resminizin bulunduğu tişörtler moda oldu ama içlerindeki ruhta ve bilgide ideolojinizden zerre kadar bilgileri yoktu, Atam..





Ulu Önderim; “Anaların bugünkü evlatlarına vereceği terbiye eski devirlerdeki gibi basit değildir. Bugünün anaları için gerekli vasıfları taşıyan evlat yetiştirmek, evlatlarını bugünkü hayat için faal bir uzuv haline koymak pek çok yüksek vasıflar taşımalarına bağlıdır. Onun için kadınlarımız, hattâ erkeklerimizden çok aydın, daha çok feyizli, daha fazla bilgili olmaya mecburdurlar; eğer hakikaten milletin anası olmak istiyorlarsa” demiştiniz ya..


Ezberci, test usulü eğitim ile yarış atı gibi yarıştırılan boş beyinler ürettik, magazin ve marka düşkünü insanlar geliştirdik. Çalışarak değil; kopyacılıkla sınıf geçmeyi, dalavere ile günü kurtarmayı, kolay köşeyi dönmeyi, yalakalıkla yükselmeyi, hile ile insanları soymayı marifet sayan insanlar yetiştirdik, Atam..





Hatırlar mısınız Atam? “Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması, milli hissin gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki, bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır” demiştiniz.


Yapamadık Atam, yapamadık!.. Türk dilini daha çok yabancı dillerin egemenliğine teslim ettik. X Bank’lara para yatırdık, 'Recidence' oturup, 'Tower'da işyeri kurup, 'Mega Plaza'larda 'Holding'ler yarattık; Tüm işyerlerini yabancı isimler ile donattık.



Hani, Türkiye’nin ve Türk Milletinin Kalkınması için “Ekonomik kalkınma, Türkiye'nin hür, müstakil, daima daha kuvvetli, daima daha refahlı Türkiye idealinin belkemiğidir” demiştiniz. Yok Atam, yok! Sizin 15 senede yoktan yarattığınız fabrikaları bile “babalar gibi” sattık.


Bankaların yarıdan fazlası yabancıların elinde; Türk halkından çeşitli bahanelerle, icra yolu ile tahsil ettikleri paraları, Türkiye aleyhine kullanıyorlar. Kalmadı “belkemiği” Atam, kalmadı.. Satılacak bir “namusumuz” ve “onurumuz” kaldı.. Gerçi; Birileri kendi onur ve namuslarını çoktan satmışlar, Atam..





Siyaset de sizin vefatınızdan sonra bitti Atam, “Milli mücadelelere şahsi hırs değil, milli ideal, milli onur sebep olmuştur” deseniz de şahsi çıkarlar uğruna, milli değerlerimiz yok edildi Atam.. İkide bir “Atatürk” adını kullanmak, bunun üzerinden siyaset yapmak, parti ve dernek kurmak kolaycılığı almış başını gitmiş.. Sizin ruhunuzu, devrimlerinizi öğrenmek ve öğretmek; artık, kimseyi ilgilendirmiyor, Atam..


"Atatürk’ün Partisi" diyerek, oy toplamaya kalkanların; bıraktığınız mirası yok saydıkları gibi, Türkiye Cumhuriyetini oluşturan ideolojik mirasınızı da unuttular.


Dünya sentezi ile Türk Halkına uygun oluşturduğunuz “Kemalizm” değerleri hiç edilerek, Türkiye’ye Marksizm, Maoizm monte edilmeye kalkıldı. Ülkemin halkı; "Sağcı, solcu" diye birbirine düşürüldü, kardeş kardeşini öldürdü. "Alevi, Sünni" ayrımı yapıldı; Müslüman, Müslüman’ı katletti.. Şimdi de Türk, Kürt ayrımı yapılıyor Atam..





Ne kadar doğru söylemişsiniz Atam; “Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir” demişsiniz…


Bu gün aydın geçinen bilim adamından gazeteciye, öğretim üyesinden sanatçısına, siyasetçisinden edebiyatçısına kadar o kadar çok insan var ki; Soroz’cusu, BOP’çusu, Mason’cusu… İsrail, ABD ve AB işbirlikçisi, maaşlara bağlanmış, televizyonlarda ve gazetelerde ahkam kesen, kalemi ile köşe yazarlığı yapan.. Hatta; Türklüğe hakaret edenlerin ödüllendirildiği bir ortam, Atam…


İşbirlikçiler sayesinde bir gün “Ermeni” olduk, bir gün “Rum”.. Türk olmayı, Türk gibi davranmayı unuttuk galiba Atam… Çünkü; “Türküm” demek de suç oldu, ırkçılık oldu… Şimdilerde moda “Türkiyeli” olmakmış Atam.. Bunu söyleyen zihniyetler; Dün sizin devrimlerinize küfrederken, bir gecede değişerek; Devrimleriniz ve Cumhuriyet üzerine nutuklar atıyor, Atam..





Hani, bize işaret ettiğiniz Türk Milliyetçiliği var ya.. O da suç oldu Atam. Siz; “Gerçi bize milliyetçi derler. Ama, biz öyle milliyetçileriz ki, işbirliği eden bütün milletlere hürmet ve riayet ederiz. Onların milliyetlerinin bütün icaplarını tanırız. Bizim milliyetçiliğimiz herhalde hodbince ve mağrurca bir milliyetçilik değildir” deseniz de bizler; Bu zihniyetler tarafından "faşist" ilan edildik. Atatürk Milliyetçiliği; Ulusalcı oldu, suç oldu, mahkum oldu, Atam..


Kurduğunuz Türkiye Cumhuriyeti’nin vidaları tek tek sökülmeye çalışılıyor, her temel direği ele geçirip, temelinde tahribat yaratılmak isteniyor.. En güçlü olan kalesi; Türk Silahlı Kuvvetleri, amansızca saldırıya maruz kalıyor, yıpratılmak isteniyor.


T.B.M.M çatısı altında; bölücüler, hainler, işbirlikçiler, hortumcular, dokunulmazlık zırhı altında; Türk vatandaşından maaş alıyor, itibar görüyor, devletin bütün imkanlarından istifade ediyor Atam.. Bu da yetmiyormuş gibi; yandaşları için, dolandırıcılar için, devleti soyanlar için yasa çıkarılıp af ediliyor, Atam...



Sevgili Atam; “Bir Türk dünyaya bedeldir” deyişiniz, artık “Her Türk bölücülere şehit verilir” olarak anlayan zihniyetlerin, toprağa verdiğimiz Mehmetçiklerin “kelle” olarak değerlendirmesidir.





Hatırlar mısınız Sevgili Atam; H. C. Armstrong adlı bir yazar, sizin adınıza, sizi küçük düşürmek için "Bozkurt" isimli bir kitap yazmıştı ve o zamanki hükümet yetkilileri yurda sokulmasını yasaklamışlardı. Bunu öğrendiğinizde kitabı getirtip, okumuştunuz; "Bunun ithalini menetmekle hükümet hataya düşmüş. Adamcağız yaptığımız sefahati eksik yazmış, bu eksiklerini ben ikmal edeyim de kitaba müsaade edilsin ve memlekette okunsun!" diye, latife ile demiştiniz..


Bugün de bir şey değişmedi Atam. İçimizden birileri, adınıza “belgesel” adı altında film çekiyorlar.. Sigara tiryakisi olmanızı, rakı içmenizi, aşık olmanızı ve evlenmenizi, şehitlerin ardından için için ağlamanızı alaycı bir üslupla işliyorlar. Özlemlerinizi, hasretlerinizi, gelecek ile ilgili dahi fikirlerinizi yok sayıyorlar. Filmi izleseydiniz; Herhalde, kahkahalarla gülerdiniz bu “Sözde Atatürkçü” geçinen zevata, Atam..





Sevgili Atam; Geçtiğimiz günlerde, Cumhuriyetin kuruluşunun 85. yılını kutladık. Ancak; Siz, konuşmanızda “Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki; Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz” buyurmuştunuz.


Öyle olmadı Atam.. Türkiye Cumhuriyeti maalesef; tarikatlar, şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi haline getirildi. Bu meczuplara, başbakanlıkta iftar yemekleri verildi. Dini inançlarımız sorgulandı.





Hani, Atam; “Bizim devlet idaresinde takip ettiğimiz prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların dogmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz” demiştiniz ya.. Maalesef; devleti oluşturan organlar; Dogmalar üzerine inşa edildi, Müslümanlık yarışı başladı. Sizin kurduğunuz ve bulunduğunuz makama bile seçilecek kişinin “daha fazla Müslümanlığı” dile getirildi, tartışıldı.


Bunlar yetmedi Atam; Anayasadan kuvvet alan laikliği devamlı tartışmaya açarak, kaşıyorlar. "Anayasa'nın ilk dört maddesini" değiştirmek için; Tozun, dumana karıştığı puslu havayı bekliyorlar, fırsat kolluyorlar. Bunları yaparken “Adınızı anmayı”, “Laikliği” dillerinden düşürmeden, utnmadan birde “Takiye” yapıyorlar Atam..





“Bir dinin tabiî olması için; Akla, fenne, ilme ve mantığa uygun olması lazımdır” demiştiniz ve eklemiştiniz; “Büyük dinimiz çalışmayanın insanlıkla hiç ilgisi olmadığını bildiriyor. Bazı kimseler çağdaş olmayı kâfir olmak sayıyorlar. Asıl küfür onların bu zannıdır. Bu yanlış tefsiri yapanların maksadı İslâmların kâfirlere esir olmasını istemek değil de nedir? Her sarıklıyı hoca sanmayın, hoca olmak sarıkla değil, dimağladır” demiştiniz de…


Çıkarcı ve boş dimağı taşıyan zihniyetler; Taşıdıkları kafalarının üzerine geçirdikleri sarık ile itibar ve mevki sahibi oluyor. Her yaptığını, her söylediğini kutsal kitaba dayandırıyor. Bu da yetmiyor; Küçücük bedenlere taciz ve tecavüzü hak sayıyor, bunun için yasal düzenlemeye gidiliyor. Benim cahil vatandaşım da bunlara inanıyor, itibar ediyor. Siyasetçi; Kendi çıkarına hizmet ettiği için de bile bile bunları kullanıyor. Ülkem, adım adım elden gidiyor Atam… Elden gidiyor!..





Sözün özü Atam; Eğitimi, ekonomiyi, aydınlık yarınları siyasete kurban ettik. Varlığımız, siyasi emellere oyuncak oldu... Sizin İlke ve İnkılaplarınızı yavaş yavaş yok ettik. Bu rüzgara kendilerini kaptıranlar var, rehavet uykusunda olanlar var, hatta; “Bir şey olmaz” diyerek, gaflette olanlar var…





9 Kasım’da Ankara’daydım Atam, 10 Kasım’da huzurunuza çıkmak istedim ama utandım. Sizin, bizlerden utandığınız gibi Atam..


Hangi yüzle; Türk Milleti olarak, sizin huzurunuzda olacağız Atam?





Ulu Önderim; Dün düşman bir iken bin oldu, şimdi milyonları buldu.. Savaşacağımız cephe ve hain çok; Bir de mert ve gerçek yüzlerini ortaya koysalar, işimiz kolay..





Kurduğunuz Türkiye Cumhuriyetini, İlelebet muhafaza ve müdafaa etmektir; Çok iyi bilirim. Muhtaç olduğum kudretiniz; Size olan güvenim ile asil kanımda mevcut olduğunu belirtirim..


Bu nedenle; Bu ahval ve şeriat içindeki Türk İstiklal ve Cumhuriyetini kurtarmak için “Bir damla su olarak yola çıktık, bir avuç su olduk… Okyanus olmamamız için bir neden yok”





M. Şükrü ŞEKER
10 Kasım 2008 İstanbul




Sadece kaynak belirtilerek adres (link) verilir.
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na (FSEK) göre bir bölümü veya tamamı alıntı yapılamaz, kopyalanamaz ve izinsiz yayınlanamaz. Her hakkı saklıdır.
Eklenmiş Resmin önizlemesi
m-kemale-70-yillik-mektup-70mektup.pngek boyutunda görmek için tıklayın.

Resmin ismi:  70mektup.PNG
Görüntüleme: 230
Büyüklüğü:  586,8 KB (Kilobyte)   m-kemale-70-yillik-mektup-70mektup1.pngek boyutunda görmek için tıklayın.

Resmin ismi:  70mektup1.png
Görüntüleme: 12
Büyüklüğü:  344,7 KB (Kilobyte)   m-kemale-70-yillik-mektup-70mektup2.pngek boyutunda görmek için tıklayın.

Resmin ismi:  70mektup2.png
Görüntüleme: 4467
Büyüklüğü:  52,4 KB (Kilobyte)   m-kemale-70-yillik-mektup-10kasim.gifek boyutunda görmek için tıklayın.

Resmin ismi:  10kasim.gif
Görüntüleme: 213
Büyüklüğü:  144,7 KB (Kilobyte)  
Alıntı ile Cevapla
  #2 (Konu/Yorum Adresi)  
Alt 12.11.2008, 14:16
Semra KILINÇ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yayın Kurulu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 04.08.2008
Yorumlar: 317
Standart Ata’m! Biliyor Musunuz;

Bu Mektubu okurken, çocukluğumda; sizin hakkınızda anlatılanlar, anılarım ve öğrendiklerimle ilgili olarak ve en başta bunları bizlerin yüreklerine aşılayan, duru tertemiz *bizim zamanımızın öğretmenleri* ile ailemin size verdikleri önemden dolayı, bizlere; nasıl "Atatürkçü" olunacağını ve O’nun nezdinde, Atatürk Milliyetçiliğinin "ne olduğunu" sindirerek öğreten, bütün büyüklerime de yine; sizin nezdinizde "teşekkür" ediyorum..


Her kim, Sizin;

Beyinlerimizden ve yüreklerimizden silinebilmeniz için çalışacak olursa olsun, ben;

Bunun tam aksi yönünde savaşımı vereceğime ve çalışacağıma, söz veriyorum.

Sizin gününüzde; bir *Okyanus* olan Atatürkçü düşünce ve O’nun ilkelerini, zaman içinde; sizin gölgenizden bile titreyen insanların, korkularından; sizi, nasıl yok etme çabasına giriştiklerini ve (sizin; asla "siyasete alet etmeyiniz" dediğiniz Din’i, onun ana malzemesi yaparak ve insanları ürkütüp sindirerek) Atatürk düşmanlarını yaratmaya ve *O* Okyanusu bir damla suya indirmeye başarmış olsalar da, en içten duygularımla söylememe izin veriniz ki;

Atatürk’ün dediklerini yapmanın çok ötesinde, O’nu artık; [B]yüreklerine ve beyinlerine sindirmiş olan ve Atatürk’ ü anlayarak yorumlayabilen, "Gerçek Atatürkçüler hala var.. Hala var.. Ve olacaklar..!!"


Evet biz; Artık her "Atatürkçüyüm" diyene de inanmıyoruz Atam..!

Onların yüzleri de belli oldu artık..!


Atatürk’ü özümsemiş olanlar; bu gün 'Bir Damla Su’gibi görünseler de;


O "Bir Damla Su;" şu anda nasıl, "Bir Avuç Su" olduysa..

Bir "Okyanus" olmamamız için, gerçekten de bir neden yok..!


Ve biz; Siz onurlu insan’ın, bir avuç kalan onurlu evlatları olarak, bu konuda, ‘Ölümüne Bekçilik Yapacağımızı’ bilmenizi istiyoruz..


Siz; zamanında, yapmanız gerekenleri fazlası ile yaptınız.!

İzin verin de artık, bizler sıramızı kullanalım ..


Atam; Önünüzde saygı ile eğiliyor ve bu Memleket’in başı boş bırakılmaması için; elimizden geleni yapacağımıza söz veriyorum.!!


Ben, sizin vurgulayarak anlatmaya çalıştığınız;

**Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler** denim..!

Bu gün, yaşım 52..

Ama ben; konu eğer sizseniz ve sizin düşüncelerinizi barındıran, İlke ve İnkılaplarınız ise;

Emin olunuz, kısacık bir nefes almak için bile, mola vermedim ve vermeyeceğim..

Çünkü; Bu konuda yorgunluk tanımıyorum..!


Saygılarımla..

Semra KILINÇ
Alıntı ile Cevapla
  #3 (Konu/Yorum Adresi)  
Alt 12.11.2008, 17:02
 
Üyelik tarihi: 11.11.2008
Yorumlar: 15
Standart Gerçeğin Tokadı

Bu yazıya binlerce tesekkür ederim.

Önümüze koyduğunuz bu gerçekler karşısında; ben de utandım, kızardım.. Tokat yemiş gibi oldum.

70 yıllık uykumuz; Bizi, ne hallere getirdi. Avuçlarımızdan kayıp, giden yıllar ve değerler..

Bu tokadı; umarım, herkes okur da nerelere geldiklerimizi anlarlar.

Artık; düşünüp, aklımızı başımıza almamız gerekir.

Bu; böyle devam edemez, etmemelidir!

Türkiye Cumhuriyeti'nin değerleri tek tek yok edilmektedir.

Bir damla olarak yola çıktım, okyanus olmak için.

Teşekkürler sayın M. Şükrü Şeker
Alıntı ile Cevapla
  #4 (Konu/Yorum Adresi)  
Alt 12.11.2008, 18:46
Bilge KİP - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)  
Üyelik tarihi: 23.07.2008
Yorumlar: 98
Standart Çağımızın Dehası Atamıza Saygılarımla...

Sevgili Şükrü Hocam,

Bu harika, gerçekleriyle insanın içini yakan güzel mektubunuza binlerce kez teşekkürler.

Sevgili Ulu Önderimiz, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e yazılan bu mektuba yorum yaparken ben de çok ama çok utanıyorum…

Gazi unvanı, Kemal ve Türk milletinin ona layık gördüğü Ata sıfatlarını kaldırarak sıradanlığı vurgulayan, Kemalizmin yok olmasını isteyen güçlerin isteği doğrultusunda ‘’Mustafa’’ adı ile çekilen belgesel nerelere geldiğimize, kimlerin komutuyla yaşadığımıza acı örnektir!

Bize düşen görev ATATÜRK’ün fikirlerine, önderliğinde kurulan cumhuriyet ve kazanımlarına canımız pahasına sahip çıkmak ve daha da ileriye götürmektir.

Dilerim bir gün Atatürk’e bu yazdıklarınızın tam tersi, gösterdiği hedeflere bir bir ulaştığımızı anlatan bir mektup daha yazarsınız.

Saygılarımla.
Alıntı ile Cevapla
  #5 (Konu/Yorum Adresi)  
Alt 12.11.2008, 20:04
Erhan DARGEÇİT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)  
Üyelik tarihi: 07.08.2008
Yaş: 40
Yorumlar: 26
Standart

Sayın Şeker sizi naçizane kutlarım buyazınızdan ötürü. Türkiye Cumhuriyeti kurmak için canını vermeye razı olan, Türkiye Cumhuriyeti'nin bekası için dünyaya örnek bu kadar şeyleri başaran Ulu Önder'i şimdilerde tartışmaya açanlar umarım bu yazıyı okur ve biraz utanırlar.

Ama bu yazıyı okuyunca şimdilerde bu aşamaya gelmemizin başlangıcının 1950'lere dayandığı sanırım gözünüzden kaçmamıştır.

Hiç kimse kusura bakmasın; Adnan Menderes ülkenin şimdiki sıkıntılarının kaynağı olmasına rağmen ne hikmetse, Atatürk kadar tartışılamamıştır. Hatta bazıları da ne hikmetse Adnan Menderes'i "Demokrasi şehiti" ilan etmişlerdir.

İşte Menderes'i "demokrasi kahramanı" ilan edenler tabi ki Ulu Önder'i tartışacaklardır.

Neyse ki sizin gibi, bizler gibi Atatürkçüler gerçekte çok fazla da; bu ülke bazı yobazların istediği gibi geriye dönüş yaşamıyor.
Alıntı ile Cevapla
  #6 (Konu/Yorum Adresi)  
Alt 14.11.2008, 02:52
 
Üyelik tarihi: 29.07.2008
Yorumlar: 1
Standart

Sayın Hocam..
İronik şikayet mektubunuz için ellerinize, beyninize sağlık hocam. Doğru tespitlerin sadece minik bir kısmıydı tabii bu dile getirdikleriniz.

Çok teşekkürler.

Ctrl+W uyarınızı biraz yaralayıcı bulduğumu söylemeliyim.


Sayın Dargeçit.
Menderes'ten daha ne hesap soracaksınız. Asılarak katledildi bir vatan sevdalısı. Afaki, dayanaktan yoksun suçlamalarla ölüsüne de mi ceza vermekten yanasınız? Pes yanii.

Biraz tarihe bakalım hep beraber:

1946 da DP kurulmadan öce Menderes CHP milletvekiliydi.(Tek parti)

1945 yılı bütçe görüşmelerinde arkadaşları ile birlikte olumsuz oy kullanmıştır.

O zamanlardaki CHP şimdiki AKP nin bire bir kopyasıydı sanki. Devletin borçlarının yanında, yolsuzluk, usülsüzlük, vurgun, karaborsa, adam kayırma almış başını gidiyordu.
Demokratik olmayan parti tüzüğüne itirazları vardı.

Düşünebiliyormusunuz, "açık oy, gizli sayım" kavramı CHP den mirastır bize. Hür seçimler istiyorlardı, Basından sansürün ve baskının kalkmasını istiyorlardı. Pahalılığın ve halkın yaşam şartlarının kolaylaştırılmasını istiyorlardı Menderes ve arkadaşları.

Celal BAYAR, Adnan MENDERES, Fuat KÖPRÜLÜ ve Refik KORALTAN TBMM'ne "dörtlü takrir" adıyla tarihe geçen bir önerge verdiler.

Önergede şunlar teklif ediliyordu: “Milli hakimiyetin tek tecelli ettiği yer TBMM’de gerçek bir denetimin temin edilmesi, Anayasa’nın demokratikleşmesi, seçimlerin serbest yapılmasının sağlanması... CHP tüzüğündeki demokratik olmayan maddelerin kaldırılması vb.”

Bu demokratik istekler mensubu olduğu hükümet tarafından hoş karşılanmadığı için, tartışmalı bir oturumda "önerge" ret edildi.

Önerge sahiplerinden Menderes ve Fuat KÖPRÜLÜ CHP den ihraç edildi.Refik KORALTAN, bu ihraca karşı geldiği için CHP den kovuldu. Celal BAYAR'da bu demokratik olmayan davranışları protesto için, CHP den istifa etti.
İstiklal Savaşı sıralarında "Galip Hoca" olarak isim yapan, düşmana karşı halkı örgütleyen Celal BAYAR yeni kurulan partinin genel başkanı oldu.




Biyografik, tarihsel sıralamaları sapıtıyorum. Konudan konuya geçerek.


Atatürk, İsmat İNÖNÜ'yü Başbakanlıktan azlederek, 25 ekim i937 de yerine Celal BAYAR'ı atamıştır.

Atatürk ölünce, İnönü kendini 2. Cumhurbaşkanı olarak seçtirmiştir. İlk icraatı olarak ta, Celal BAYAR'ı 25 ocak 1939 da Başbakanlıktan almak olmuştur.

İnönü Cumhurbaşkanı olduğunda ilk işlerinden biri olarak, para ve pullardan Atatürk'ün resmini kaldırarak, kendi resmini koydurmıuştur. Kendisine "Milli şef" ünvanını vermiştir. Bütün il valilerine CHP il başkanı görevi vermiştir.

14 mayıs 1950 de yapılan seçimlerle "yeter söz milletindir" diyen halk CHP diktatöryasına son vermiştir.
Arka arkaya üç seçim kazanmıştır DP (Menderes) 1950-1960 arası.

CHP ve İnönü bu arada boş durmuyordu tabii. Orduyu Menderes'e karşı kışkırtmakla meşguldü.

İhtilalden 3-4 gün önce Çorum Milletvekili Hüseyin ORTAKÇIOĞLU Menderes'e “Beyefendi, hava hiç iyi değil, asker Halk Partisinin kışkırtmalarıyla silahlı müdahalede bulanacak, buna kararlı gözüküyor.” diyerek, yurt dışına kaçmasını söylüyor.

Menderes'te cevap olarak; “ Türkiye’nin hiçbir şeyini eksik bırakmadım. Bu milletin menfaatini her yerde muhafaza ettik. Geçmişte hiç olmadığı kadarda bunda başarılı olduk.” diyerek cevap verir ve kaçmayı red eder.

Ülkemizin yolları Menderes zamanında yapıldı, hidrolik ve termik santraller yapıldı onun zamanında. Her köye su getirildi, okullar açıldı. Limanlar, fabrikalar onun zamanında yapılmıştır.
Şimdiki "miras yedi" hükümetler onun zamanında ülkem adına yapılan yatırımları satarak hizmet yaptıklarının gururuyla yaşıyorlar.

Ne yapalım şimdi sayın Dargeçit. Hadi Menderes'e bir suç isnat edelim. "Amerikancıy dı" diyelim mi?
Alıntı ile Cevapla
  #7 (Konu/Yorum Adresi)  
Alt 14.11.2008, 12:47
 
Üyelik tarihi: 29.07.2008
Yorumlar: 9
Standart Ben diyorum ki Adnan Menderes Şehittir.

Evet Şehittir diyorum. İster demokrasi şehiti diyelim. İster demokrasi kahramanı diyelim. Mekanı cennet olsun.

Dedim.

Bitti.

Şimdi;

Sayın Şeker, bu güzel yazınızdan ötürü teşekkür ediyorum.

Atatürk'e yazdığınız mektup, bizlerin duygularını da taşıyor.

Menderes'e şehit diyen, Atatürk sevdalısı insanlar da olabiliyormuş.
Alıntı ile Cevapla
  #8 (Konu/Yorum Adresi)  
Alt 14.11.2008, 16:49
 
Üyelik tarihi: 29.07.2008
Yorumlar: 9
Standart İsmail Bey çok teşekkür ederim.

Vermiş olduğunuz bu değerli bilgiler için teşekkür ederim.

Ders niteliğinde buldum.
Alıntı ile Cevapla
  #9 (Konu/Yorum Adresi)  
Alt 14.11.2008, 18:22
Erhan DARGEÇİT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)  
Üyelik tarihi: 07.08.2008
Yaş: 40
Yorumlar: 26
Standart

Sayın Taşkıran ve Sayın Arıca, düşüncelerinize saygı gösteriyorum. Burada bunun polemiğine girmek istemiyorum çünkü böyle bir polemiğin Şükrü Bey'in yazısından daha değerli olabileceğini düşünmüyorum.

Bu mektubun özelliğini kaybetmmesi için bu konuda burada polemiğe girmeyelim bence.

Ben Adnan Menderes'in iyi bir lider, iyi bir devlet adamı vb olduğu kanaatinde değilim. (Çok uzun araştırmalarım vardır hakkında) Celal Bayar'ın -tabiri caizse- tırnağı olamaz bu konuda. Bu da benim fikrim. Umarım saygı çerçevesinde başka bir forumda bu konuyu tartışırız.

Dostlukla...
Alıntı ile Cevapla
Alt 15.11.2008, 01:04
G. Özlem SARAÇOĞLU - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)  
Üyelik tarihi: 11.08.2008
Yorumlar: 31
Standart Saygıdeğer Şükrü Beyefendimiz,

Ulu Önderimiz M. Kemal ATATÜRK'e yazmış olduğunuz mektubunuzu, defa kereler okudum ve daha da okunması gerektiğine inanıyorum.

Utanıyor muyum? En az sizin kadar efendim.. Mahcup muyum? En az sizin kadar mahcubum.

Ankara'da başlamış olup, İstanbul'da bitirdiğiniz mektup karşısında nutkum tutuldu.

Öyle muazzam çağrışımlar oluşturdu ki; Çapımca yapmış olduğum sorgulamamda.. Ki; O zamandan, günümüze kadar hemen her şeyi gözler önüne “Utanç Tablosu” olarak sundunuz adeta..

Şamarınızı bize aşk ettiniz lakin; Tokatınızın en alasını; Bu günlere zemin hazırlayanlara, bu günleri yaşatanlara attınız. Bize değil!

Utanması gerekenler, aslında; Biz değil, bu günleri yaşatanlardır! Bu günlere zemin hazırlayanlardır!

ATAM’ızın zamanında kalite varken; Şimdilerde, o kalitenin yerini; Saygısızlık, sevgisizlik, seviyesizlik aldı!

Vatan, Ulus, kavramlarını bilenler değil; Bölücülük, ırkçılık, Müslümanlık kisvesi altında takiyyecilik yapanlar vekil oldu.

TBMM’deki yeminler; İnanılarak değil, formalite icabı okunmaya başlandı!

ATATÜRK’ün bizlere örnek olduğu Milli Şuur ve Milli İrade’si kaç vekilde var?

Yok denilecek kadar az!

Sizin de işaret etmiş olduğunuz gibi; ATAM’ızın: “Türkiye’nin asıl sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür. O halde, herkesten daha çok refah, saadet ve servete müstahak ve layık olan köylüdür. Onun için; Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin iktisadi siyaseti bu asli gayeye erişmek maksadını güder” sözleri.. Günümüzde tam tersi olmuştur. Evet, tam tersi zira; Günümüz iktidarındakiler sadece ve sadece kendi çıkarlarını gözetmekteler, köylü dinlenmemekte hatta; Anasıyla beraber kovulmaktadır! (“Ananı al da git” sözleri unutulamaz)

Nerde kaldı, köylünün refahı, saadeti, serveti; Nerde kaldı, meclisin iktisadi ve siyasi asli gayesi? Günümüz Tarım Politikası, köylüyü ve Türk Halkı’nı mahvettiği yetmiyormuş gibi; DNA’sı oynanmış tohumlar yüzünden, toprak bile Kanser oluyor!


M. Kemal ATATÜRK “Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür kuşaklar” isterken; Günümüzde, gençlerin almış olduğu eğitim ve terbiye ile “İrfan, insanlık ve medeniyet” temennide bırakıldı, Vatan sevgisi ile fikir hürriyeti asgariye indirildi.

Şimdilerdeki çoğu gençlerin, en önemli sıkıntısı “işe girebilmek” oldu. Deyim yerinde ise; “Ekmek, Aslan’ın ağzında” bile değil artık! İktidardakilerin elinde. “Aslan ne yapsın” diye sormamak içten bile değil..


Yaklaşan seçimler nedeniyle oluşan “oy kaygısı” bakınız; iktidardakilere ne vaatler sundurmakta: Sadece ve sadece işsizlere verilmek üzere “ev vaatleri”.. İşi olmayanın cebinde “parası olmadığını” pek ala bilen şimdinin iktidarı; “Neyi telafiye çalışıyor, asıl gayesi ne” diye sormaktan kendimizi alamıyor hallerdeyiz. Yine bir oyun, yine bir çıkar olduğunu bile bile..


Bendeniz de dahil olmak üzere; Nice mektuplar yazıldı ATAM'ıza. Lakin; Böylesine özel ve donanımlı ve gerçek ve duyarlı ve itiraf dolu olanını okumadım, görmedim, işitmedim.




Şimdi değişim yapmaya çalışıyorlar akılları sıra tepedekiler... Sırf; BOP için. Büyük Orta Doğu projesinden uzak durmamız gerekirken.. Hem de ATAM’ız tarafından uyarılmışken.. Ki; ATATÜRK “Bir Ulus, kendi gücüne, yalnız kendi gücüne dayanmazsa, şunun bunun oyuncağı olur” demiş. Olduk mu şimdi? Olduk. Düşülen gaflet ve delaletler sayesinde maalesef; “Kukla yönetim” diye adlandırdığım şimdinin iktidarı sayesinde “Ecnebilerin elinde, oyuncak olduk”.


Saygıdeğer Şükrü Bey,


Özür dileyerek ve izniniz olmadan, haddimi aşacak olan bendeniz; Naçizane hissiyatımı paylaşmak istiyorum ATAM’ızla.



ATAM,


Sizin fikrinizi, duygularınızı hissediyorum ve biliyorum ki; Bu, size kafi lakin; Günümüzde öyle engeller oluşturulmakta ki.. Öyle engeller..

Öyle ki; Heykeller “müstehcen” denilerek kaldırılıyor.. Sanatın içine bile tükürülüyor ATAM.
Düşünsel ve sosyal devrim yanlılığının dışına çıkıldı. İlla ki; Şeriat Kanunu işlensin isteniyor.

Türk Milleti, emperyalizmin aracı oldu ATAM.

Memleketin soyulduğu, satıldığı yetmiyor.. Öyle ki; Türk Askerimizi bile “kelle” diyerek, kurban ediyorlar adeta dış mihrakların oyunlarına ve alçaklığına.

Türk Halkı; Sefalete, rezalete, ölüme sürüklenmekte.. Para her şey oldu ATAM. Ama; Para bile onlarda ki; onlar parayı güç olarak, refah içinde yaşamak için zenginliklerine zenginlik katıyorlar. Devletimizi milletimizi soydular. Halk vergiden, az maaştan, yokluktan, işsizlikten fakir düştü.

Bilgisi ve kültürü olmayan eski imamlar, hocalar devletin önemli makamlarına yerleştirildi.

İstemimiz dışı yabancı uşaklığına düşürülmekteyiz hala. Ne yana baksak mutlaka yabancı banka ve yabancı markalar var.

Şeyhlerden, şıhlardan maddi, manevi yol göstericilik ve feyz alan ilkel insanların çoğalmasını gördükçe ve bu yetmezmiş gibi; Böylesi geri düşüncelere sahip insanların, devletimizin en önemli makamlarına geçmesi bizleri kahretmektedir ATAM. Bunlar ki; Uygarlıktan, bizleri adım adım uzaklaştırmaktalar.

ATAM; Kuvvet, kudret ve hakimiyet adeta halkın elinden alınmıştır. Siz ki; Bizi, İstiklal, Hürriyet ve Cumhuriyet’e kavuşturmuştunuz.


03/01/1922 tarihindeki Söylev ve Demeç’inizde (c. 2 syf. 29): “İşgalciler ve onların saldırgan orduları kendileri hiçbir zaman baskıdan geri kalmadı. Fakat bu baskı ne kadar kuvvetli olursa olsun büyük fikir hareketine karşı duramayacaktır. İnsanlığa yönelen fikir hareketi, er geç başarılı olacaktır. “Bütün mazlum milletler, zalimleri bir gün yok edecek ve ortadan kaldıracaktır. O zaman dünya yüzünden ‘Zalim’ ve ‘Mazlum’ kelimeleri kalkacak, insanlık kendisine yakışan bir toplumsal duruma ulaşacaktır. Bizim milletimiz o zaman, bu amaca ulaşmış olan milletler arasındaki önceliğiyle gerçekten övünecektir.” demiştiniz, ATAM. Belirtmenize rağmen.. Şimdi; Çok vahim durumlarla karşı karşıya kaldık. Övünülecek durumda değiliz. Utanılacak hallerdeyiz.

Günümüz siyaseti tam bir belirsizlik içinde ve keyfi idare var. Milletin yetenek ve gereksiniminden uzak bir uyumsuzluk mevcut. Siz ki; Bunun tam tersini istemiştiniz. İslam Birliği için çalışmaktalar ATAM! Uzak durmamız gereken İslam Birliği için!!.


Siyaset ticarete dönüştürüldü ve buna bile dini alet ettiler ATAM.


Tam bağımsızlık denildiği zaman elbette siyasi, mali, ekonomik, adli, askeri, kültürel ve benzeri her konuda tam bağımsızlık ve tam serbestlik demektir. Bu saydıklarımın herhangi birinde bağımsızlıktan mahrumiyet; millet ve memleketin gerçek anlamıyla bütün bağımsızlığından mahrumiyeti demektir. Biz, bunu temin etmeden barış ve huzura erişeceğimiz inancında değiliz” demiştiniz. Mahrumuz ATAM.. Bağımsızlığımız elimizden alınmakta.

24/08/1924 yılında demişsiniz ki; “Bütün Türk ve İslam dünyasına bakınız. Anlayışları medeniyetin emrettiği kavrayış ve yükselmeye uyamadıklarından ne büyük sıkıntılar, ne acılar içindedirler. Bizim de şimdiye kadar geri kalmamız ve sonunda son felaket çamuruna batışımız bundandır. Beş altı yıl içinde kendimizi kurtarmışsak; bu düşüncemizdeki değişmedendir. Artık duramayız. Mutlaka ileri gideceğiz. Geriye ise hiç gidemeyiz. Çünkü ileri gitmeye mecburuz. Millet açıkça bilmelidir. Medeniyet öyle bir kuvvetli ateştir ki ona ilgisiz olanları yakar ve yok eder.”

Şu anda; İktidardakilerin “Ilımlı İslam Politikası” yüzünden, ilerleme safhamız durmuş, geriye dönük çalışmalar hız kazanmış durumda.

Ulu Önderim, yaptıklarınızı yıkmak için ellerinden geleni yapmaya yemin etmişler gibiler sanki..

Efendiler! Avrupa’nın bütün ilerlemesine, yükselmesine ve medenileşmesine karşılık Türkiye tam tersine gerilemiş ve düşüş vadisine yuvarlanadurmuştur. Artık vaziyeti düzeltmek için mutlaka Avrupa’dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa’nın emellerine göre yapmak, bütün dersleri Avrupa’dan almak gibi bir takım zihniyetler belirdi. Halbuki, hangi İstiklal vardır ki, ecnebilerin nasihatleriyle, ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin?.. Tarih, böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir!..” demiştiniz ATAM. Günümüz iktidarındakiler hiç böyle düşünmemekte ve adeta ecnebilerin elinde kukla olmuş durumdalar. Ecnebiler ne derse onu gerçekleştiriyorlar.




Ulu Önderim, Başöğretmen ve Başkumandanım,


Bağımsızlığımız, Ulusal Onurumuz ve ATATÜRKÇÜLÜĞÜMÜZ’den ödün vermeyeceğiz. Bunu biliniz. Sizi, kimse unutturamaz.



Sizi özlemle, saygıyla anıyor, arıyorum ve size söz veriyorum ATAM:

Canım pahasına da olsa; Su damlası olarak, bendeniz de yola çıktım.. İlke ve inkılaplarınız için, Laik ve sosyal hukuk devleti olan tam bağımsız olarak inşa ettiğiniz Türkiye Cumhuriyetimiz için, Ulusal Onurumuz ve Atatürkçülüğümüz ile Okyanus olmaya


Mekanınız Cennet, Aziz Ruh’unuz şad olsun ATAM.


Gülizar Özlem SARAÇOĞLU
Alıntı ile Cevapla
Konuya Yorumunuz..

KONUYU BU SİTELERDE PAYLAŞABİLİRSİNİZ..

Seçenekler

Haber Potası'nda Yapabilecekleriniz.
Konu açabilme:Hayır
Yorum yazabilme: Hayır
Resim ve yazı yükleyebilme:Hayır
Konu ve Yorumlarınızı düzeltebilme:Hayır

BB code is Açık
Smileler Kapalı
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



En son giriş saatiniz: 22:28


Gizlilik Policesi - Privacy Policy



UYARI: Haber Potası kullanıcıları ve üyeleri, üçüncü kişilerin telif hakkı sahibi bulunduğu her türlü fikri eser, fotoğraf, resim vs. materyal ve ürünleri kullanamazlar. Forum kullanıcı ve yazarlarının, üçüncü kişilerin telif hakkı sahibi olduğu yazı, resim vs. ürünleri kullanması durumunda, her türlü hukuki ve cezai sorumluluk kendilerine aittir. Söz konusu haksız kullanım nedeniyle Haber Potası’nın hiçbir hukuki sorumluluğunu bulunmamakta olup, haksız kullanım nedeniyle Haber Potası’nın üçüncü kişilere ödemek zorunda kalabileceği her türlü tazminat ve/veya adli/idari para cezaları; İlgili yazıyı yazan, yasayı ihlal eden forum kullanıcılarına rücu edilecektir.


Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0
Copyright © 2008-2010 Haber Potası - Telif Hakları HABER POTASI'na Aittir