HABER POTASI
 
"Memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakru zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk İstiklal ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!.." M. Kemal Atatürk
Bekleyiniz...

Geri git   HABER POTASI > Yaşam Potası > Düşündüren Yazılar

Konuya Yorumunuz..
 
Bağlantı Adresi (link) Seçenekler
  #1 (Konu/Yorum Adresi)  
Alt 29.09.2009, 01:36
Fatih UÇAR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)  
Üyelik tarihi: 29.12.2008
Yaş: 27
Yorumlar: 9
Standart Dilimiz Kimliğimizdir

*76. Dil Bayramı Yazısı


Dilimiz Kimliğimizdir..





Dilimiz kimliğimizdir. Peki uzaklaştırılmaya çalışıldığımız bu kimliğimizden kopuşa, ulus olarak nasıl dur dedik?



1920 yılı Yeni Türk Devleti’nin kuruluş yılıdır. Mustafa Kemal önderliğindeki milli mücadele ise 1923 yılında sonlanmıştır. Savaşların sonlanması mücadelenin bir yönünün bitişidir, şimdi toplumun devrimlerle kalkınma zamanı gelmiştir. Henüz bir subay iken, yapacağı devrimlerin düzenini belirleyen Mustafa Kemal için artık devrimlere başlayış zamanıdır.



Siyasal, ekonomik ve hukuksal alanlarda yapılan devrimler, cumhuriyetin ilk devrimleridir. Bu devrimleri izleyen toplumsal devrimlerden sonra sıra eğitimi ve kültürü yenileştirmeye gelmiştir. İşte bu anlamda “Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti” kurulmuştur. Mustafa Kemal’in, tarih üzerine yaptığı yenileşme sonrası dile getirdiği “Dil işlerini düşünmek zamanı gelmiştir. Ne dersiniz?” sorusu da, aslında Mustafa Kemal’in en başından beri dilde yenileşmeyi düşündüğü gerçeğini ortaya çıkarmaktadır. Dildeki yenileşme yolundaki adımlardan biri “Türk Dili Tetkik Cemiyeti”nin kurulmasıdır. Artık DİLDEKİ DEVRİMİN ilerlemesinin zamanı gelmiştir. 1928 Harf Devrimi ile başlayan yenileşme artık kurumsal bir anlam kazanmıştır.



Nedir peki Dil Devrimi? Bir politikacı tarafından dile getirildiği gibi TRAVMA mıdır, yoksa bir milletin, kendini kendi dilinde bulması mıdır? Devrimlere yakıştırılan TRAVMA sözcüğünü sahibine iade ediyoruz ve biliyoruz ki devrimler cumhuriyetimizin kıvanç duyduğu belgelerdir.



Dil, bir kimliktir. Dil için söylenenler, dilin önemini adeta beyinlere kazımıştır. “Bana mükemmel bir lisan ver, sana büyük bir millet teşkil edeyim.” diyor bir Alman filozof. Mustafa Kemal de aslında bunu yapmıştır, mükemmel bir lisan ile büyük bir millet yaratmıştır. Dil Devrimi; siyasal, ekonomik, hukuk alanındaki bütün devrimleri etkilemiş ve devrimlerin daha iyi anlaşılmasını sağlamıştır. Bu sebepledir ki cumhuriyetin kuruluşundan sonraki en büyük devrim, Dil Devrimidir.



76. Dil Bayramı’nı kutlarken aslında bir kutlama yapmaktan çok sorunlara değiniyoruz. Çünkü; dildeki sorunlar çoğalmıştır, Türkçe artık ciddi bir tehlike altındadır. Tabelalar bunun en büyük göstergesidir. “Nerede yaşıyoruz biz?” sorusunu akıllara getirecek kadar Türkçe’den uzak yazılarla karşılaşıyoruz. Sonuna olmak, etmek, yapmak eylemleri getirilerek TÜRKÇE olduğu zannedilen yabancı sözcükleri kullanan bir gençliğin olduğu bir dönemdeyiz. Türkçesi varken, yabancı dillerden sözcükler kullanarak geliştiğini zanneden insanlarla yaşıyoruz. Onlar ki duyarsızlar ve tüm uyarıları GERİ KAFALILIK olarak niteliyorlar.



Üniversitelerde ise “Yabancı Dilde Eğitim” hâlâ devam ediyor ya da böyle bir eğitimin var olduğu sanılıyor. Bu konu ile ilgili olarak 1839 yılında II.Mahmut, Tıp Okulu’nu açarken şöyle diyor; “Türkçe tıp terimleri geliştirilinceye ve Türkçe tıp kitapları yazılıncaya kadar eğitim yabancı dilde yapılacaktır, çünkü amaç bir an önce tıp öğretmektir, Fransızca değil.” Biz ise bugün ne tıpı öğretebiliyoruz, ne de yabancı dili. Aydın Köksal ise, yabancı dilde eğitimin ancak örgütsüz toplumlarda görülebileceğini söylüyor. Öğrenmek istediği bilim alanındaki birikimi sıfır olan bir insan nasıl olur da o bilimi yabancı dilde öğrenebilir. Önce yabancı dili öğrenmek için çalışacak sonra o bilimi öğrenmeye başlayacaktır. Yani yarışa 10 metre geriden başlayan bir koşucudan farkı olmayacaktır. Üniversiteye giren vatandaşına, o yaşa kadar yeterli yabancı dil eğitimi verdin mi ki, karşılığında yabancı dilde eğitim veriyorsun, ve bunu anlamasını bekliyorsun. Üniversitelerde verdiğin hazırlık eğitimlerin çok iyi de, o yüzden mi yabancı dil kursları her geçen gün çoğalıyor. Tıpkı, dershane sayısının fazlalığının lisede veremediğin eğitim ile ilgili olması gibi. Asıl yapılması gereken, üniversiteye adım atmış kişiye daha önceden yeterli düzeyde temel yabancı dil eğitimi verilmesidir. Üniversitede ise Türkçe anlatımın devamında verilmelidir mesleki yabancı dil. Temel Türkçe olmalıdır, daha sonra gelen yabancı dilde işte o zaman zorluk çekilmez. Yabancı dilde eğitim temeli olmadan anlaşılamaz.



Devrimler, hızlı ve köklü değişimlerdir. Bugün Atatürk Devrimleri, geçerliliğini kaybettirmek isteyenlerin karşı devrimleri ile karşı karşıyadır. Bunun önündeki engel ise ne mutlu ki Türk Aydınları ve Türk Gençliğidir. Bizim yaptığımız TÜRKÇE savunuculuğu, birçok sıfatla nitelendirildi. Geri kafalılık dendi, delilik dendi, saçmalık dendi hatta iş komünist olmaya kadar gitti.



NEDEN Türkçe ile bu kadar ilgileniyorsunuz sorusunu biz çok duyuyoruz. Bunu soranlara, aydınlar tarafından cevaplar defalarca verilmiştir. Onların sözleriyle verelim cevapları.

Neden mi? Çünkü;“Yabancılar Türkiye'de yabancılık çekmeyebilirler; ama Türk insanı Türkiye'de yabancılık çekmeye başladı.” diyor Ahmet Taner Kışlalı, “Türkçe giderse Türkiye gider” diyor Oktay Sinanoğlu, “Nasıl bir ağacı devirmek için gövdesine keskin baltalar indirilirse, bir ülkeyi devirmek için de kültürüne, diline ve değerlerine saldırılır. Türkçe saldırı altındadır” diyor Zülfü Livaneli, “Bunca zahmete ve mihnete değer mi, diyorsanız, Atatürk'ün manevi mirasçısı olarak evet değer, diyorum. Çünkü Türküm ve başka Türkiye yok!.” diyor Necip Hablemitoğlu.



Biz de işte bunu diyoruz, “Çünkü Türküz ve başka Türkiye yok!”




FATİH UÇAR
26 EYLÜL 2008



DİL İM Dergisi'nin 5. sayısında yayımlanmıştır.

Eklenmiş Resmin önizlemesi
dilimiz-kimligimizdir-dilimiz.pngek boyutunda görmek için tıklayın.

Resmin ismi:  dilimiz.PNG
Görüntüleme: 9581
Büyüklüğü:  57,2 KB (Kilobyte)  
Alıntı ile Cevapla
Konuya Yorumunuz..

KONUYU BU SİTELERDE PAYLAŞABİLİRSİNİZ..

Seçenekler

Haber Potası'nda Yapabilecekleriniz.
Konu açabilme:Hayır
Yorum yazabilme: Hayır
Resim ve yazı yükleyebilme:Hayır
Konu ve Yorumlarınızı düzeltebilme:Hayır

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



En son giriş saatiniz: 17:31


Gizlilik Policesi - Privacy Policy



UYARI: Haber Potası kullanıcıları ve üyeleri, üçüncü kişilerin telif hakkı sahibi bulunduğu her türlü fikri eser, fotoğraf, resim vs. materyal ve ürünleri kullanamazlar. Forum kullanıcı ve yazarlarının, üçüncü kişilerin telif hakkı sahibi olduğu yazı, resim vs. ürünleri kullanması durumunda, her türlü hukuki ve cezai sorumluluk kendilerine aittir. Söz konusu haksız kullanım nedeniyle Haber Potası’nın hiçbir hukuki sorumluluğunu bulunmamakta olup, haksız kullanım nedeniyle Haber Potası’nın üçüncü kişilere ödemek zorunda kalabileceği her türlü tazminat ve/veya adli/idari para cezaları; İlgili yazıyı yazan, yasayı ihlal eden forum kullanıcılarına rücu edilecektir.


Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0
Copyright © 2008-2010 Haber Potası - Telif Hakları HABER POTASI'na Aittir