HABER POTASI
 
"Memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakru zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk İstiklal ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!.." M. Kemal Atatürk
Bekleyiniz...

Geri git   HABER POTASI > Yaşam Potası > Düşündüren Yazılar

Konuya Yorumunuz..
 
Bağlantı Adresi (link) Seçenekler
  #1 (Konu/Yorum Adresi)  
Alt 29.09.2009, 01:38
Fatih UÇAR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)  
Üyelik tarihi: 29.12.2008
Yaş: 27
Yorumlar: 9
Standart Türkçenin Dokusu: Sözcükler


* ODTÜ, 76. Dil Bayramı "Türkçenin sorunlarına çözüm önerileri" oturum konuşması




Türkçenin Dokusu: Sözcükler



Türkçe’nin sorunları yıllardır dile getirilmiş; fakat bu sorunlara yeterli çözümler üretilememiştir. Aslında “Sorun budur.” demek, işin kolay kısmıdır. Asıl önemli olan, bu sorunlara çözümler üretebilmektir. Biz, sorunlarla birlikte çözümleri de konuşmalıyız. Çözümleri saptamak, uygulamaya geçirebilmek için çalışılmalıdır, bunun için gerekli olan ise, sorunun kaynağının saptanmasıdır. Kaynak onarılmadıkça, yapılan hiçbir düzeltme kalıcı olamaz. Dildeki sorunlara çözümler aramak için, dili oluşturan dokuya göz atmak gerekir. Türkçe bir yapıysa, bu yapının sorunlarının ve sorunların çözümlerinin saptanması Türkçe’nin dokusuna değinmekle yani Türkçe’yi oluşturan sözcükleri incelemekle çözülecektir.



Türkçe’nin önemli derecede sözcük sorunu vardır. Hangi sözcüklerin kullanılması gerektiği konusunda, siyasi tartışmalara varacak ölçüde sorunlar çıkmaktadır. “Hangi sözcük?” sorusunun cevabı aslında çok açıktır. Türkçe olan, yeterlidir. Burada da sorulan soru şu olacaktır, “Hangi Türkçe; eski mi, yeni mi?” Cevap şudur, “Karşılığı varsa, kesinlikle yeni Türkçe.” Peki karşılığı olmayan sözcükler var mı ki, karşılığı varsa diyoruz? Evet, Türkçe’de tam anlamıyla karşılayamadığımız sözcükler maalesef var. Bir örnek vererek; münazara münakaşa karşılaştırması yapalım. Münazara; bir konu üzerinde, belli kural ve yöntemlere uyularak yapılan tartışma olarak tanımlanırken, münakaşa; bir konu üzerinde ayrıntılı konuşma, tartışma olarak tanımlanmıştır. Özde ikisi de tartışma olarak aktarılmıştır ama tartışma sözcüğü değil birini, ikisini dahi tam olarak karşılayamamaktadır. Bir sözcük, bir cümle ile açıklanabilmiştir anca. İşte Türkçe’nin, sözcükler göz önünde olduğunda, en önemli sorunu kavramlara yalın karşılık bulamama sorunudur. Bu konuda çalışmalar vardır, kavramlara “Türkçesi varken, ele ne gerek var” diyerek karşılıklar da bulunmaktadır ama bu işlemin hız kazanması, çoğalması, her sözcüğe iletilmesi gerekmektedir.



Kavramların karşılığı bulunmadığı zaman, sorunlar ortaya çıkmaktadır. Şöyle ki; Mustafa Kemal Atatürk’ün Söylev’ini yazıldığı gibi okutursanız gençliğe, o gençliğin Atatürk’ü tam olarak anlamasını bekleyemezsiniz. Peki, okutun bakalım o büyük eserin, Hıfzı Veldet Velidedeoğlu’nun sadeleştirmesinden geçmiş halini, aradaki farkı gözlerinizle görün. Buradaki sadeleştirme kesinlikle birilerinin dediği gibi “cinayet” değildir. Çünkü; sadeleştirme dediğimiz işlem, kavramları değil dili sadeleştirmiş; “Teferruat” sözcüğünü “Ayrıntı” yapmıştır. Söylev’in miras bırakılan özüne dokunulmamıştır ki dokunulamazdır. Fakat, ilk hali okunmaz bu Söylev’in, iyisi yenisi demek de doğru değildir; zaten hiçbir dilci, hiçbir Atatürkçü böyle bir şeyi düşünmeyecektir bile. Eğer ki yeterli düzeyde eski sözcüklere egemen iseniz, neden okumayasınız? Ama Atatürk’ün gençlerce anlaşılması zor olacak yazılarını dilde sadeleştirme yapmadan gençlere okutursanız, bu iş Atatürk’ü ezberlemeye kadar gider. On beş yıl sonra ortaya bir de ezberci Atatürkçüler diye bir kavram çıkarmış olursunuz. O yüzden dildeki sadeleştirmeye, özellikle yeni nesil için gerekli olan, Mustafa Kemal sözlerini sadeleştirmek konusunda hız kazandırarak, devam edilmelidir. Türk milletine Atatürk’ü, Türkçe ile öğretmek zorundasınız.



Aynı şekilde Arapça olan kutsal kitabın çevirilerinde de bu sorun vardır. Kaç çevirmen varsa o kadar sayıda kutsal kitap ortada gezmektedir. Arapça ve Türkçe çok farklı dillerdir. Arapça bükümlü bir dil olduğundan, bu dilde çok kolay anlam kayması yaşanmaktadır. Arapça yazıları tam anlamıyla kavramak zordur. İrtica ve İltica sözcüklerinin birbirine karışması doğaldır, ama Gericilik ve Sığınma dendiği zaman sorun ortadan kalkmaktadır. Bu şekilde tek sözcükle karşılanan kavramlar ile Türkçe gelişecektir, dilimizin bir yerlere tutunmasına ihtiyacı kalmayacaktır.



Sözcüklere tam ve yalın karşılıklar bulunduğu zaman, yani Türkçe sözcük birikimi çoğaldığı an artık Türkçe kaynaklı sıkıntılar olmayacaktır. Dil bir iletişim aracı olup, anlaşmazlıkların önüne engel koyacaktır. İşte o zaman günümüzde olduğu gibi anayasanın bir maddesi on farklı şekilde yorumlanmayacaktır.



İlköğretimden üniversite yaşamına kadar, eğitimde öncül dil Türkçe olmalıdır. Bilimi Türkçe öğrenmek şarttır ancak bilime sözcükler kazandırılması daha zordur. Bilime sözcük kazandırmak için, bilime hakim olmak gerekmektedir. Bilime hakim olmak da ancak Türkçe eğitim ile mümkündür.



Türkçe’nin sorunları, Türkiye’nin sorunlarıdır. Sözcüklere doku dedik, Türkçe’ye ise yapı. Türkiye’yi yapı olarak görecek olursak, bizim dokumuz artık dil olacaktır. Türkçe, Türkiye’nin dokusudur. Yalın ve anlaşılır bir Türkçe ile ilk aşamada başarı kazanılmış olur. Türkçe, sorunların değil çözümlerin kaynağı olmalıdır. Bunun da tek yolu anlamı bozulmadan sadeleştirilmiş sözcükleri ortaya çıkarmaktır.





FATİH UÇAR
17 EKİM 2008


DİL İM Dergisi'nin 6. sayısında yayımlanmıştır.

Eklenmiş Resmin önizlemesi
turkcenin-dokusu-sozcukler-tr_doku.jpgek boyutunda görmek için tıklayın.

Resmin ismi:  tr_doku.JPG
Görüntüleme: 9396
Büyüklüğü:  7,0 KB (Kilobyte)  
Alıntı ile Cevapla
Konuya Yorumunuz..

KONUYU BU SİTELERDE PAYLAŞABİLİRSİNİZ..

Seçenekler

Haber Potası'nda Yapabilecekleriniz.
Konu açabilme:Hayır
Yorum yazabilme: Hayır
Resim ve yazı yükleyebilme:Hayır
Konu ve Yorumlarınızı düzeltebilme:Hayır

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



En son giriş saatiniz: 17:32


Gizlilik Policesi - Privacy Policy



UYARI: Haber Potası kullanıcıları ve üyeleri, üçüncü kişilerin telif hakkı sahibi bulunduğu her türlü fikri eser, fotoğraf, resim vs. materyal ve ürünleri kullanamazlar. Forum kullanıcı ve yazarlarının, üçüncü kişilerin telif hakkı sahibi olduğu yazı, resim vs. ürünleri kullanması durumunda, her türlü hukuki ve cezai sorumluluk kendilerine aittir. Söz konusu haksız kullanım nedeniyle Haber Potası’nın hiçbir hukuki sorumluluğunu bulunmamakta olup, haksız kullanım nedeniyle Haber Potası’nın üçüncü kişilere ödemek zorunda kalabileceği her türlü tazminat ve/veya adli/idari para cezaları; İlgili yazıyı yazan, yasayı ihlal eden forum kullanıcılarına rücu edilecektir.


Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0
Copyright © 2008-2010 Haber Potası - Telif Hakları HABER POTASI'na Aittir