HABER POTASI
 
"Memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakru zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk İstiklal ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!.." M. Kemal Atatürk
Bekleyiniz...

Geri git   HABER POTASI > Köşe Yazarlarımız > Semra KILINÇ (Köşe Yazıları)

Konuya Yorumunuz..
 
Bağlantı Adresi (link) Seçenekler
  #1 (Konu/Yorum Adresi)  
Alt 08.09.2009, 21:10
Semra KILINÇ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yayın Kurulu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 04.08.2008
Yorumlar: 311
Standart “Kürt Açılımı”nda “MİT”in Parmağı Var mı? Yok mu?


“Kürt Açılımı”nda “MİT”in Parmağı Var mı? Yok mu?
"Bu Projede" Devletin Eli Nereye Kadar ?



Ülkemiz olukça zor bir süreçden geçiyor ve her gün yeni bir "Açılım" ile çalkalanıyor..


Bu "Açılım"lardan, "Kürt Açılımı" projesinde, Türkiye Cumhuriyeti Devleti PKK 'yı muhatap ”alamaz, almamalı” tartışmaları sürerken diğer yandan İmralı' da yatan soysuzun muhatap alınıp alınmaması konusunda da tartışmalar kesilmiyor..


Türk milleti olarak bizlerin ayakta uyutuluyor olma ihtimalimizin çok düşük olmadığını düşünmekteyim..


Hükümet ve bu projenin arkasında olan bilumum herkes; "yandaş medyasıyla, proje müdürleri ile, dış destekleri ile" hemen hepsinin de vatandaşı huylandırmamak adına; bizlere sol gösterip sağ vuruyor olma ihtimalleri gerçekten de çok yüksektir.. Bir şekilde ”uyutulduğumuz” artık "su götürmez"bir hal almıştır.


Nasıl mı?

İşte kanıtı!


Milli İstihbarat Teşkilatı eski Müsteşarı Sönmez Köksal, Diplomasi ve istihbarat alanlarında bu devlete hizmet etmiş emekli bir bürokrattır.. 3 Ağustos 2009 tarihinde Milliyet'ten Devrim Sevimay'a konuşan MİT eski müsteşarı Sönmez Köksal'ın kendisine "Kürt Açılımı" ile ilgili yöneltilmiş olan sorulardan bazıları ve Köksal'ın cevapları…



Çatışmanın çözüm modeli..



Devrim Sevimay’ın sorusu: PKK’nın silah bırakması ve dönüş sürecinde nasıl bir yöntem izlenmelidir?

Sönmez Köksal’ın cevabı:Bence en uygunu gizlilikle yürütülecek müzakere yöntemidir. Böylesine hassas bir konuda her şeyin her an kamuoyunda tartışmaya açılması süreci daha başında çıkmaza sokabilir. Önemli olan PKK adına müzakereleri yürütmek konusunda tam yetkili kimin olduğudur. Bu kimsenin liderlik ve alt kadroları kontrol altında tutabilmesi en önemli konu. Akil adamlar kamuoyunun ikna edilmesinde etken olabilir. Arabuluculuk kurumsal eşitliği içerdiği için söz konusu olamaz. Yapılması uzun zamandan beri konuşulan “Kürt konferansı” ise pankürdizmi çağrıştırıyor ve olsa olsa PKK’ya silah bırakma çağrısı yapabilir.




Yorum: Bu da şunu göstermektedir ki; devletin üst kademelerinde bazı anlaşmalar, görüşmeler "aslında" yapılacaktır ya da şu anda bile yapılmaktadır..


Ve bu görüşmelerden vatandaşın yine "asla" haberi bile olmayacaktır..
Sözüm ona, PKK ve Öcalan ile masaya oturulmamış gibi gösterilecek ve bunun halk tarafından böyle bilinmesi de şartların arasına sıkıştırılacaktır !..


Akil adamların kamuoyunun ikna edilmesinde kullanılmak istenmesi ise bana; kamuoyunun "ikna" edilmesi gerektiğinin bilincinde olduklarını gösteriyor.. Yani çoğunluğun red ettiği bu 'Açılımı' her halükarda hayata geçirmeye kararlılar !..


"Arabuluculuğun, kurumsal eşitliği içerdiğini" kabul ediyor, ancak bu konuda da birilerinin yarın ne yapacakları meçhul !



Devrim Sevimay’ın sorusu: "PKK kadrolarını dağdan indirmek amacıyla af ilan edildiği takdirde kapsamı ne olmalıdır?"

Sönmez Köksal’ın cevabı: Çıkarılan çok sayıda pişmanlık yasasının bir sonuç vermediği biliniyor. Şimdiye kadar çeşitli çalışma şemalarında vurgulanan üç kademeli bir çözüm üzerinde durulabilir.

İlk kademe dağ kadrosunda yer almakla beraber terör eylemine karışmamış olanlar için Mahmur kampı aracılığıyla eve dönüş imkânı sağlanır.

İkinci kademe terör eylemine karışmış olanları kapsar. En zor çözüm gerektiren kategori budur. Uluslararası hukuk açısından vatandaşı olan ülkelerle (özellikle Irak, İran, Suriye) çetrefil sorunlara gebedir. Mahmur kampının boşaltılması dahil, süreç başlamadan önce bu sorunlara çözümler üretilmiş olması gerekir.

Nihayet üçüncü kademede liderlik kadrosu için fikre yatkınmış izlenimi veren - Kuzey Avrupa ülkelerinden birinden sığınma talebinde bulunulur. Bunların Kuzey Irak’tan çıkmaları kesinlikle sağlanmalıdır."



Yorum: Bu memlekette "aç" olduğu için ekmek, canı çektiği halde alamadığı için baklava çalan çocuklarımız hapislere atıla dursun ! Ama diğer yandan; kahretsin ki "açılım" adı altında, "PKK kadrolarını dağdan indirmek amacıyla af ilan edilsin."


Bunların "af" tan yararlandırılmaları için, evladını şehit vermiş analara ne diyeceklerdir acaba? Yavrusuna sarılmak isteyen ana babaların, çocuklarının "topraklarının üzerine yattıklarından" haberleri yok mu bunların..


Bunun iznini önce "şehit analarından" alın..
Bizler çocuklarımıza "kısa devre paralı askerlik yaptırmadık."


Yarınlarda, teröriste af sağlandıktan sonra, aha şuraya yazıyorum ki; Öcalan'da serbest bırakılacaktır..



Devrim Sevimay’ın sorusu: "Çözüm sürecine Abdullah Öcalan’ın da dahil edilmesi yolundaki taleplere nasıl bakıyorsunuz?"

Sönmez Köksal’ın cevabı: "Sürece Öcalan’ın adeta resmen dahil edilmesi fikrine hem ilkesel hem de kamuoyunun tepkileri nedeniyle karşıyım. Öcalan’ın sürecin olumlu şekilde başlatılıp, sonuca ulaşmasında önemli bir aktör olduğu muhakkak.

Ancak, sürece doğrudan katkı yapar konuma zamansızca getirilmesi, korkarım süreci daha başında torpilleyebilir.

Sürecin gizlilik içinde yürütülmesini bu açıdan da önemsiyorum. Bu konuyu şimdilik zamana bırakmak lazım."




Yorum: Öcalan'ın sürece "resmen" dahil edilmesine, 'ilkesel' olarak karşı ancak, kamuoyu "tepki göstermeyecek olsa" sanki kabul edecekler gibi bir açıklama bu.. Sürece "doğrudan katkı yapmasının" 'henüz' zamanı olmadığı ancak "zamanı" gelince bunun da olacağının bunun içinde, sürecin "gizlilik içinde" yürütülmesi fikrini yineliyor.. (!)



Devrim Sevimay’ın sorusu: "Çözüm süreci boyunca operasyonlar durmalı mı durmamalı mı?"

Sönmez Köksal’ın cevabı: "Operasyonların durması daha çok PKK’nın tutumuna bağlı. İlk aşamada bütün silahlı gücünü Kuzey Irak’a çeker, daha sonra da silah bırakmayı fiilen uygulamaya sokarsa operasyonlar zaten sona erer."




Yorum: Bu konunun hala tartışılabiliyor olmasını ben anlamıyorum.. Elbette burada ki yanıta katılıyorum ve "PKK silah bırakmayı" fiilen uygulamaya başladığı anda, operasyonların da biteceği aşikardır !





Devrim Sevimay’ın sorusu: "Terörün bitme menziline girdiği konusunda yayılan iyimser havaya katılıyor musunuz?"

Sönmez Köksal’ın cevabı: "Böyle bir hava seziliyor, ancak son derece dikkatli olunması gereken bir dönemdeyiz. Soğukkanlılıkla, tahrik ve yönlendirmelere kapılmadan süreci geliştirmeye çalışmak gerekiyor."




Yorum: Soğukkanlılıkla, tahriklere kapılmadan, süreci geliştirebilmek adına; bakın görün siz Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni Tarih kitaplarına "terörist ile pazarlığa oturan ülke" olarak geçirecekler bunlar !


Ayrıca bunlar O denli hassas konular ki, terörist ile 'bir an' pazarlık yapıldığını düşünseniz bile; devlet verdikçe daha fazlasını talep edeceklerdir.. "Dolayısı ile ülkemde terör bit-me-ye-cektir!.."





Kürt sorununun(!) çözüm modeli..


Devrim Sevimay’ın sorusu: Türkiye’de yaşayan Kürtlere mevcut Anayasa ve yasalarla tanınmış olan hak ve özgürlükler alanının genişletilmesi gerektiğini düşünüyor musunuz; düşünüyorsanız bu düzenlemeler neleri içermelidir?

Sönmez Köksal’ın cevabı: Kürt kökenli vatandaşlarımızın bu ülkeye aidiyet duygularını geliştirici alınabilecek ek önlemler ne ise onlar alınmalıdır, ancak maksimalist istekler sürece zarar verecektir. Örneğin, Kürtçe eğitim hemen uygulayalım denirse, bu mümkün mü?

Öğretmen olarak sokaktan toplayacağımız Kürtçe bilenlere mi çocuklarımızı teslim edeceğiz?




Yorum: Köksal Kürtçe eğitim konusunu saptırıyor.. Yani bu konuda, diğer konular kadar açık ve net konuşmuyor. Çünkü eğer; Kürtçe eğitime (de) karar verirlerse, hiç merak etmeyiniz, Kürtler arasından eğitimliler yok mu, işte On'lara görevi veriverir bu devlet !..


Kürt kökenli vatandaşların, "mevcut Anayasa ve yasalarla tanınmış olan hak ve özgürlükler alanının genişletilmesi" cümlesinin bana anlattığı; Kürt'lere yasalar önünde "ayrımcılık yapıldığı, Türk'lere davranıldığı gibi davranılmadığı" ve Anayasa'mızda "Türk'lere farklı, Kürt'lere farklı hak ve özgürlükler" tanındığı anlamı çıkar bu soru ve cevaptan !..


Sonra; "Kürt kökenli vatandaşlarımızın bu ülkeye aidiyet duygularını geliştirici alınabilecek ek önlemler" diyor..(Aidiyet: Kendini, yaşadığın O memlekete ve kurallarına "AİT HİSSETMEK" bütün vatandaşlarla sen O, O sen gibi özdeşleşerek yaşayabilmek..)



Tüh yazıklar olsun bu cümleleri sarf edenlere !

Gerek Kürt kökenli vatandaşlar, gerek On'lara "aidiyet" duygusunu kazandırmak isteyen yetkililer, hepsine sesleniyorum..


Kürt kökenli vatandaşlar "eğer bunca yıldır" Türkiye'de doğup büyüyüp, karnını doyurup, her türlü nimetten yaralandırıldığı halde, "kendilerini hala bu ülkeye yani Türkiye'ye ait olarak görmemişlerse, bu On'ların ayıbıdır..
Buna Türkçe'de; "aş yediğin kaba s...ak denir" !..


Ve On'lara "aidiyet" duygusunu kazandırmak isteyen yetkililerden birinin bile aklına bu soruyu sormak gelmez !..


Bunu benim anlayabilmem mümkün değil !



Devrim Sevimay’ın sorusu: Toplumsal mutabakatın sağlanması için sizce en çok dikkat edilmesi gereken husus nedir?

Sönmez Köksal’ın cevabı: Gerçekçilik, aşırı ulusalcı ve etnik milliyetçilik duygularının kontrol edilmesi, kamuoyunu ikna etmek, dayatmacı olmamak, empati yapmak.




Yorum: Kendi adıma gerçekçiyim. "Aşırı ulusalcı" diye bir kavramı kabul etmiyorum. Gerçekçiyim çünkü; karşımda Türkiye Cumhuriyeti Devleti gibi koskocaman bir "gerçek" var.. Bunun böyle kalması ve topraklarının bölünmemesi kadar gerçek bir olgu varsa karşımda, ki; var, bu durumda "bu gerçeğin" de görmezden gelinmesine asla izin veremem !.. Ancak; etnik ayrımcılık ve milliyetçilik duygularının, "ırkçılığa" kadar taşınmasına da kesinlikle karşıyım !.


Bu söylemin, "Aşırı ulusalcı" şeklinde ifade edilmesi yerine; "ırkçılık yapanlar" diye ifade edilmesi gerekirdi ..


Etnik köken farklılığının, farklı inanç sistemlerinin, renklerimizin, dilimizin bile bizlere kültürel farklılıklarla birlikte, gerçek bir mozaik oluşturduğumuzu düşünüyorum.. Ancak dil konusunda, bir memeleketin "resmi dilinin kesinlikle tek" olması gerektiğine inanıyorum..


Bundan dolayıdır ki; "Açılım" ın şu ana kadar 'bizlere duyurulan bölümlerini' düşündüğümüzde; (bırakınız kamuoyunu ikna etmeyi) kamuoyunu huzursuz etmeye yetip artığını düşünmekteyim..


Devrim Sevimay’ın sorusu: Sizin açınızdan bulunacak çözüm modelinin “olmazsa olmaz” çizgileri nelerdir?

Sönmez Köksal’ın cevabı: Türkiye’nin ulusal ve toprak bütünlüğü; demokratik, laik, sosyal, hukuk devleti ilkeleri; bireysel özgürlüklerin Avrupa ölçütünde genişletilmesi modelin ana parametreleridir.




Yorum: Çok güzel !.. İyi de, 'NASIL?'

"Açılım"ın detaylarına ve Öcalan'ın isteklerine baktığımızda; özellikle de "Ulusal ve Toprak bütünlüğümüzün" "nasıl" korunacağını merak etmekteyim !..



Devrim Sevimay’ın sorusu: Bu konuda sorulmadığı halde yanıtlamak istediğiniz soru varsa nedir?

Sönmez Köksal’ın cevabı: 1984’ten bu yana çok değerli yıllarımız tarihimizde kayıp yıllar olurken Yunanistan gibi komşu ülkeler adeta çağ atladılar. Kökenimiz ne olursa olsun, bu topraklar üzerinde yaşayan herkesin başlıca görevi, kan akmasını durdurmak; gelecek kuşaklara güçlü, müreffeh, barış içinde el ele yaşanan bir ülkenin bugünden temellerini atmak olmalıdır.




Yorum: Yunanistan elbette çağ atlar ! Dünya üzerinde bir tane daha memleket gösteriniz ki; yüzyıllardan beri dış güçler O ülke için salyalarını akıtmamış olsunlar.. Tarihimiz, Osmanlı döneminden beri, tüm Avrupa'nın bu ülke için, ne planlar içerisinde olduklarını anlatır !..


Yakın tarihimizde Yunanistan çağ atlarken, Amerikan emperyalizmi, PKK'yı üreterek topraklarımızı karıştırmayı ve bölmeyi kafasına koymuştur. Ülkem adına ABD ve Avrupa, proje üstüne proje üretirlerken, en yetkililerin, bu ülke ile "nasıl oynandığını" görmezden gelmeleri ve hatta ne acıdır ki bazı projelerde, "eşbaşkanlar" olarak işbirliği içerisine girmiş olma şüpheleri bile varken; bana, falanca memleket "çağ" atladı tezi ile gelmeyin..


Elbette kan dursun artık.. Ama bu kanın durdurulmasında, eğer sizler; PKK'ya zafer çığlıkları attırarak "kanı durduracaksanız" bunun adı "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin zaferi değil", tek kelime ile "teslimiyetidir!.."



Size en başta ben soruyorum O zaman..

Madem PKK silah bırakmadan, bazı anlaşmalara oturulacak idi, bre Allahsızlar; O zaman 25 yıldır, isimleri unutulup gitmiş olan, tığ gibi binlerce "Şehit" neden verildi ?..

Evet!.. "Neden bunca Şehit verildi?"



Son Söz: Türkiye'nin ciddi kurumlarından biri olan Milli İstihbarat Teşkilatı'nın, (MİT) "Kürt açılımı" konusunda, yıllarca süren çalışmaları olmuş mudur ve bu projeyi destekleyip desteklemedikleri hakkında bir açıklama yapmaları gerekmez mi?


Vah benim güzel memleketim !.

Söylenecek başka ne kaldı ki?


Semra KILINÇ

Eklenmiş Dosya
Dosya tipi: mit_ac (70,8 KB (Kilobyte), 7614 defa indirilmiştir.)
Alıntı ile Cevapla
Konuya Yorumunuz..

KONUYU BU SİTELERDE PAYLAŞABİLİRSİNİZ..

Seçenekler

Haber Potası'nda Yapabilecekleriniz.
Konu açabilme:Hayır
Yorum yazabilme: Hayır
Resim ve yazı yükleyebilme:Hayır
Konu ve Yorumlarınızı düzeltebilme:Hayır

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



En son giriş saatiniz: 02:39


Gizlilik Policesi - Privacy Policy



UYARI: Haber Potası kullanıcıları ve üyeleri, üçüncü kişilerin telif hakkı sahibi bulunduğu her türlü fikri eser, fotoğraf, resim vs. materyal ve ürünleri kullanamazlar. Forum kullanıcı ve yazarlarının, üçüncü kişilerin telif hakkı sahibi olduğu yazı, resim vs. ürünleri kullanması durumunda, her türlü hukuki ve cezai sorumluluk kendilerine aittir. Söz konusu haksız kullanım nedeniyle Haber Potası’nın hiçbir hukuki sorumluluğunu bulunmamakta olup, haksız kullanım nedeniyle Haber Potası’nın üçüncü kişilere ödemek zorunda kalabileceği her türlü tazminat ve/veya adli/idari para cezaları; İlgili yazıyı yazan, yasayı ihlal eden forum kullanıcılarına rücu edilecektir.


Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0
Copyright © 2008-2010 Haber Potası - Telif Hakları HABER POTASI'na Aittir