HABER POTASI
 
"Memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakru zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk İstiklal ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!.." M. Kemal Atatürk
Bekleyiniz...

Geri git   HABER POTASI > Köşe Yazarlarımız > Semra KILINÇ (Köşe Yazıları)

Konuya Yorumunuz..
 
Bağlantı Adresi (link) (1) Seçenekler
  1 links from elsewhere to this Post. Click to view. #1 (Konu/Yorum Adresi)  
Alt 28.12.2009, 15:18
Semra KILINÇ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yayın Kurulu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 04.08.2008
Yorumlar: 311
Standart Başbakanın “Said-i Nursi” Açılımı




Başbakanın “Said-i Nursi’siz Türkiye’nin Maneviyatı Noksan kalır!” Sözleri..




Başbakan Erdoğan, iki ay kadar önce Partisinin 3. Olağan Kongresi’nde tarihi bir konuşma (!) yaparak; “Farklılıklara saygı göstereceğiz. Ayırmak yok. Ama etnik kimlikler alt kimliktir. Bir de bizim üst kimliğimiz var: Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı. Biz böyle yürüdük, böyle yürüyeceğiz.” diyor ve tarihi konuşmasına (!) devam ederek; “devletin görmezden geldiği, dışladığı” isimleri saymaya başlıyordu!



"Tatyos Efendi’nin besteleri olmazsa türkülerin yarım kalacağını, Cem Karaca’nın hasretinin bitmeyeceğini, ‘hoşça kal gözüm’ diyen Ahmet Kaya’ya vefa göstermeyen Türkiye’nin şarkılarının eksik olacağını, Nazım’ı olmayan bir Türkiye’nin yine eksik olacağını" anlatırken; ağzındaki bakla pat diye düşüveriyor ve aslında tüm diğer isimleri de, anacağı son isimden önce ‘neden’ sıraladığı ortaya çıkıyor ve; “Said-i Nursi’siz Türkiye’nin maneviyatı noksan kalır!” sözleri ile asıl bombayı patlatıyordu!..




* * * * * *




Nurculuğun kurucusu Said-i Nursi hiçbir zaman Türklüğü ve Türk Milletini kabul etmemiştir.... Türk Milliyetçiliğini ret etmiş ve hatta zararlı ve tehlikeli olduğunu söylemiştir..


“Özgür bir Kürdistan tohumu ekiyorum. Onu geliştirip büyütün.. " sözleri, amansız bir Türk düşmanı olan ve son soluğuna kadar Türkiye toprakları üzerinde bir Kürdistan kurma düşüyle ölen Said-i Kürdi ya da çoğunun bildiği adıyla Nurculuğun kurucusu Said-i Nursi'ye aittir!..


Laik bir Cumhuriyet rejimi kurduğu için Atatürk’e düşman kesilen ve onu Deccala benzeterek "Tek gözlü Deccal, ya iman et yahut bütün dünyanın maskarası olacaksın" diyen de yine bu zat tır!




Bu durumda da, yine geldik can alıcı noktaya:


Bir başbakanın, hem de TÜRKİYE CUMHURİYETİ Devleti başbakanının; nasıl olur da bir tarikata sahip çıktığına, bu tarikatın Nursi’den sonra ki uzantısının “Fethullah Gülen” olduğu tespit edildiği halde, “Said-i Nursi’siz bir Türkiye’nin maneviyatı eksik bir Türkiye olacağını” söylemesini ve hepsinden öteye, Nurculuğun; Türkiye Cumhuriyeti’nin tamamen şeriat esaslarına ve İslami prensiplere göre idare edilmesini, hilafet ve saltanatın geri getirilmesini, inkılapların geçici olduğunu, Kur’an dışında bir anayasaya ihtiyaç bulunmadığını,” savunduklarını bilmesine rağmen ve “Laik Cumhuriyete ve Atatürk’e karşı bir hareket olduğunu” da bildiği halde; nasıl olur da, bu konuşmayı bu denli rahat yapar ve O’nu övebilir?


Bu Devlet’in başbakanının neyin peşinde olduğunu ve ne yapmaya çalıştığını; “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak bilmek istemek” bizim en doğal hakkımızdır..



Atatürk’ün dediği gibi “içteki düşmanlar hiç ara vermeden çalışmaktadır.” Eğer günün birinde Türk toprakları üzerinde bir Kürdistan görmek istemiyorsak, nurculuk gibi ABD çıkarlarına hizmet eden sapık tarikatların oyunlarına karşı dikkatli olmalıyız. Bu yurdu atalarımızdan aldığımız şekilde, çocuklarımıza da bir Türk yurdu olarak bırakmak için nurcu hareketi engellemek her Türk için bir namus borcudur.




Semra KILINÇ
02 Aralık 2009

Eklenmiş Resmin önizlemesi
basbakanin-said-i-nursi-acilimi-s_n_acilim.pngek boyutunda görmek için tıklayın.

Resmin ismi:  s_n_acılım.png
Görüntüleme: 5726
Büyüklüğü:  70,8 KB (Kilobyte)  
Alıntı ile Cevapla
  #2 (Konu/Yorum Adresi)  
Alt 09.01.2010, 01:23
Semra KILINÇ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yayın Kurulu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 04.08.2008
Yorumlar: 311
Standart Bilgi Notu:




Said-i (Kurdi) Nursi'yi tanıyalım biraz..



“1876 yılında Bitlis’in Nurs köyünde dünyaya gelen Said-i Nursi bağımsız Kürdistan çalışmalarına II. Abdülhamit zamanında başlar. Bu zamanlar, Türk topraklarının birer birer elden çıktığı zamanlardır. Said-i Nursi de bu durumdan yararlanmak için Abdülhamit’e bir dilekçe ile başvurur. Dilekçede Kürdistan’ın geleceği için Kürdistan olarak adlandırdığı bölgede 3 tane medrese açılmasını ve bu burada Kürt gençlerinin eğitim görmesini ister. II. Abdülhamit bunun altındaki sinsi planı hemen fark eder. Her ne kadar Türklük akımlarını engellemekteyse de, Türk toprağını kendi eliyle teslim edecek kadar Vahdettinleşmemiştir. Bu dilekçeden sonra Said-i Nursi’yi önce sürgüne göndermeyi düşünür fakat akli dengesinin yerinde olmadığını anladığından tımarhaneye kapatılması kararlaştırılır.


Nurculuk hareketinin kurucusu olan Said-i Nursi’nin hayatını okuduğumuzda, kendisinin ilmi bir kariyerinin olmadığı öğrenilmektedir.
Nur risalelerinden Tizyak adlı risalenin 68 nci sayfasında ‘risaleleri kendisinin yazmadığını, bunları yardımcılarının (Nur Şakirtlerinin) yazdığının’ bilgisini yine kendisi vermektedir..


Said-i Nursi 1909'da patlak veren 31 Mart Olayından evvel Derviş Vahdeti ile irtibat kurmuş, o tarihte çıkan Volkan Gazetesindeki yazıları ile 31 Mart olayını körüklemiş, yine o tarihlerde kurulmuş bulunan "Kürt Teali Cemiyeti’ne" girmiştir.


1912 yılında yazdığı bir kitabında “Uyan ey Selahaddin Eyyübi’nin torunları Kürtler” diyerek, Kürtleri Türklere karşı tahrik gayreti içine girmiştir. Mektubat adlı risalesinde ise “Kendisinin Türk olmadığını, Türklük ile münasebetinin bulunmadığını söylemiştir..


Nurculuk savaşla ulaşılamayan bir hedefin sinsi bir düşünce yapısı ile başarılması uğraşıdır. Bu uğraşın ana hedefini de Türkiye’nin doğusunda bağımsız bir Kürdistan kurmadır. Yukarda da anlattığımız gibi bu işi ilk başta savaş ile başarmaya çalışmışlar fakat devlet ve ordu gelenekleri olmadığından dolayı sonları hep bozgun, hezimet olmuştur.



31 Mart ayaklanmasında da Kürt Said, Volkan gazetesi ile beraber yeniden sahneye çıkar. İngilizlerin tek bir kurşun atmadan bir Türk toprağı olan Kıbrıs’ı ele geçirmesinden büyük bir sevinç duyarlar. İnsanın midesini bulandıracak şekilde, Volkan gazetesinde İngiliz propagandası yaparlar. Çünkü umdukları şey Kürdistan için İngilizlerden görecekleri yardımdır. 31 Mart ayaklanmasında birçok Türk subayını vahşice katlettikleri halde Hıristiyanların kapısına birer nöbetçi koyarak onları korurlar. Yağmalanan Türkler ise umurlarında değildir. Fakat Mustafa Kemal’in kurmay başkanlığını yaptığı Yıldırım Orduları çok geçmeden bu isyanı bastırınca Isparta’ya sürülür. Bu andan itibaren Kürt Said Mustafa Kemal’i artık unutamayacak ve onun kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı tüm kinini kusacaktır.


Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkınca Said-i Nursi tekrar sahneye çıkar. İngilizlerin güdümünde Kürt Teali Cemiyeti’ni kurar ve İngilizlerin işgal planlarına uygun olarak Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde yeniden Kürdistan düşleri görmeye başlar. “Uyan ey Selahattin Eyyübi’nin torunları Kürtler!” diyerek Kürtleri ayaklanmaya çağırır. 16 Eylül 1919’da İkdam gazetesinde bir bildiri yayınlayarak, Türk Ulusunu Kuvayı Milliye’ye destek vermemeye, hatta onlara karşı mücadele etmeye çağırır.


Cumhuriyet’in ilanından sonra da Kürtlerin isyan dalgası devam eder. Said-i Nursi de bu isyanlara katılır. “Biraderi azamım” dediği Şeyh Sait’in isyanına katıldığından dolayı yeniden sürgüne gönderilir. Onun biraderinin, “Bir Türk öldürmek yetmiş gavur öldürmekten daha üstündür” sözü Said-i Nursi’nin düşünce yapısını dolaylı yoldan bize gösterir. Şeyh Sait Türk Ulusu’na karşı bu hainliğinin bedelini darağacında sallanarak öder. Said-i Nursi bunu asla unutmaz. Hasta yatağında yatarken şimdi Hakpar Başkanı olan Abdülmelik Fırat’a “Biraderi azamım Şeyh Sait’in öcünü alacağım.” der. Öcünü almak istediği kişi, yaşamını Türk’ü sırtından vurmakla geçiren, İngilizlere ruhunu satarak Musul ve Kerkük’ün Türklerin eline geçmesini engelleyen, Türkiye Cumhuriyeti’ni parçalayarak bir Kürdistan kurma düşü olan kişidir.



İslam ile çelişkileri ..

Said-i Nursi’nin düşünce yapısı da İslam inanışı ile çoğu yerde çelişki gösterir. Ve bu çelişkiler İslam alimi olmayanlar tarafından bile hemen anlaşılacak şekilde çok açıktır. Hiç evlenmemesi, Cuma namazına gitmemesi, kendisine Kuran öğreten hocalarına karşı gösterdiği saygısızlık gibi. Ne Yunus Emre ne de diğer İslam büyükleri kendilerini yetiştiren hocalarına karşı “Sen bir şey bilmiyorsun.” lafını kullanmamıştır.

Belki de bundan dolayı Said-i Nursi ders almak üzere gittiği tüm medreselerden kovulmuştur.


Cuma namazı kalabalık olarak kılındığından ve kendisinin kalabalık yerlerde namaz kılmaktan huzur bulmadığını söyleyen Said’in durumu son derece ilginçtir. Çünkü Cuma namazı inananlar için müminlerin bir araya toplandığı bir andır ve cemaat ile kılınması zorunludur.


Risaleleri ile ilgili söylediği sözler bile İslamı nasıl yorumladığını bizlere gösterir.


“Risale-i Nur okumak ona hizmet etmek bir ibadettir. Ona hizmet üç aylarda yapılan zikirlere bile tercih edilmelidir.” Kısacası Said-i Nursi kendi yazdığı kitapları okumanın Allah’a karşı yapılan ibadetten daha hayırlı olduğunu söyler ve İslam’a yeni bir yorum getirir.



Said-i Nursi 23 Mart 1960 tarihinde Urfa’da vefat etmiştir. Ancak yetiştirdiği talebeleri (Nur Şakirtleri) onun felsefesini günümüze kadar taşımışlardır.
Said-i Nursi’den sonra Bayrak Fethullah’ta…


Said-i Nursi’nin ölümünden sonra nurcular kendi aralarında bölünmüş Fethullahçılar, Med Zehracılar, Kırkıncılar, Aczmendiler gibi çeşitli akımlar türemiştir.




Jandarma Genel Komutanlığı’nın hazırlamış olduğu rapora göre, nurcular dokuz gruba ayrılmış olup, içlerinde en güçlü konumda bulunan Fethullahçılardır. Ekonomik yönden inanılmaz bir güce ulaşmıştır bu grup…



Kaynak Bilgi:

Fethullah Gülen'in, "laik devlet yapısını değiştirerek, yerine dini kurallara dayalı bir devlet kurmak amacıyla yasadışı örgüt kurup, bu amaç doğrultusunda faaliyetlerde bulunduğu" gerekçesiyle hakkında, Cumhuriyet Savcısı Nuh Mete Yüksel tarafından 31 Ağustos 2000 tarihinde dava açıldı. Bu davadaki iddianame de bahsi geçen “Nurculuğun tarihi gelişimi” ni (kaynak sitedeki 2 sayfa) okursanız eğer, Said-i Nursi’nin ve dolayısı ile tarikatın, bu günkü devamının Fethullah Gülen olduğunu daha net kavrayacaksınız..

Kaynak sitedeki: 2. SAYFA

79 sayfa ve 12 bölümden oluşan iddianamenin: TAM METNİ



* * * * * *




Burada “ben bu filmi görmüştüm” dedirten şeyler çıkıyor karşımıza, O da; Fethullah Gülen hareketinde de “amaca ulaşana kadar her şeyi mubah” görmeleri gibi!..


Said-i Nursi, dolayısı ile Gülen hareketinin; Laik Cumhuriyete ve Atatürk’e ‘KARŞI’ bir hareket olduğunu bilmemiz gerekir..



Semra KILINÇ

Alıntı ile Cevapla
  #3 (Konu/Yorum Adresi)  
Alt 18.07.2010, 15:52
Semra KILINÇ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yayın Kurulu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 04.08.2008
Yorumlar: 311
Standart Said-i Nursi Şimdi de Belgesel Oluyor...





Said-i Nursi, Şimdi de Belgesel Oluyor.



Said-i Nursi, şimdi de 3 bölümlük “Yolcu” adıyla belgesel oluyor. Yolcu belgeseli, Said-i Nursi’nin hayatını ve fikriyatını; rivayetlerden, efsanelerden arındırıp, (!) onu hem taraftarlarına hem muhaliflerine, “sözde” doğru anlatmayı amaçlıyor.



Belgeselin hazırlanmasında doğrudan tanıklıklara gidilmeye çalışılırken, Said-i Nursi’nin kendi yazdıkları, belgeler, döneme tanıklık eden kişilerin anıları, yine dönemin gazete ve dergileri ile araştırma kitapları esas alındığı iddia edilen bu belgesel Türkiye'de gündem oluşturacağa benziyor.




* * * * * *



Yukarıdaki bir üstteki “Said-i (Kurdi) Nursi'yi tanıyalım biraz..” başlıklı yazıda O’nun hakkında bilgi sunulmuştur..


Bu tarikatın Nursi’den sonra ki uzantısının “Fethullah Gülen” olduğu tespit edildiği halde; Nurculuğun; “Türkiye Cumhuriyeti’nin tamamen şeriat esaslarına ve İslami prensiplere göre idare edilmesini, hilafet ve saltanatın geri getirilmesini, inkılapların geçici olduğunu, Kur’an dışında bir anayasaya ihtiyaç bulunmadığını,” savunduklarının bilinmesine rağmen……


Ve….

“Laik Cumhuriyete ve Atatürk’e karşı bir hareket olduğunun” da bilinmesine rağmen….

Çekilmeye hazırlanılan bu belgeselin “gerçek amacı” nedir?..

Yine birileri, birilerine yaranma peşindeler mi; yoksa zaten almış başını gitmekte olan Gülen cemaatinin bir hamlesi mi?..


En önemlisi de bu ülkenin, yani Türkiye Cumhuriyeti Devleti başbakanının “Said-i Nursi’siz Türkiye’nin maneviyatı noksan kalır!” sözlerinin üzerine, bu belgeselin yapılması ne anlama gelmektedir?..


Said-i Nursi’nin, kendisinin, İslam ile çelişkilerinden tutun, Laik bir Cumhuriyet rejimi kurduğu için Atatürk’e düşman kesilen ve onu Deccala benzeten ve aklı fikri özgür (!) bir Kürdistan kurma peşinde olan, Atatürk, Cumhuriyet, Laiklik ve Türk düşmanı olan bu zihniyetin, biraderinin de, “Bir Türk öldürmek yetmiş gavur öldürmekten daha üstündür” sözü, Said-i Nursi’nin düşünce yapısını dolaylı yoldan bize gösterdiği halde; bu belgeselin altında başka, çok başka, çok çok başka nedenler yattığı üzerine iddiaya girerim…


Bu durumda; Atatürk’ün dediğini tekrarlamak durumundayım..

“İçteki düşmanlar hiç ara vermeden çalışmaktadır.”


Eğer günün birinde Türk toprakları üzerinde bir Kürdistan görmek istemiyorsak, nurculuk gibi ABD çıkarlarına hizmet eden sapık tarikatların oyunlarına karşı dikkatli olmalıyız. Bu yurdu atalarımızdan aldığımız şekilde, çocuklarımıza da bir Türk yurdu olarak bırakmak için, nurcu hareketi engellemek her Türk için bir namus borcudur.



Semra KILINÇ



Dip Not:

Kısa bir süre önce, Said-i Nursi’nin hayatını ele alan “Hür Adam” filmi çekilmeye başlandı. Yakında seyirci karşısına çıkacak.

Peki bu film “ne kadar gerçekleri” anlatacak?




Belgeselin çekimiyle ilgili kareler...


Yineliyorum, bir anda; "bu şahıs ile ilgili bu ilgi ve sözde topluma tanıtma çabalarının" (şahsın hakkında çekilmekte olan film ve yetmedi, şimdi de hakkında belgesel çekimi)nin gerçek sebebi nedir?...


Evet; neyin, nelerin, ön hazırlığı yapılmaya devam edilmektedir?..

Eklenmiş Resmin önizlemesi
basbakanin-said-i-nursi-acilimi-saidi_nursi_cekimi.pngek boyutunda görmek için tıklayın.

Resmin ismi:  saidi_nursi_cekimi.PNG
Görüntüleme: 314
Büyüklüğü:  538,6 KB (Kilobyte)  
Alıntı ile Cevapla
  #4 (Konu/Yorum Adresi)  
Alt 05.10.2010, 00:42
Semra KILINÇ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yayın Kurulu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 04.08.2008
Yorumlar: 311
Standart Said-i Nursi’nin hayatını anlatan film 'Hür Adam'...





Said-i Nursi’nin hayatını anlatan 'Hür Adam' filmi ile ilgili ayrıntılar ortaya çıkmaya başladı. Yapımcılığını ve yönetmenliğini Mehmet Tanrısever’in yaptığı, 7 Ocak’ta vizyona girecek olan film, pek çok tartışmayı yeniden gündeme getirmeye aday. Filmin 'bir insan' filmi olduğunu belirten Tanrısever, en çok ses getirecek sahnelerinin başında ise Atatürk ve Nursi’nin karşılaştıkları sahne olacağını söyledi.


Vatan'ın haberine göre Tanrısever, çekimleri sekiz hafta süren filmde Said-i Nursi’nin hayatının tamamının anlatılmaya çalışıldığını belirtti. Senaryosunu Ahmet Çetin ve Mehmet Uyar’la birlikte yazdıklarını söyleyen Tanrısever, "Said-i Nursi’yle ilgili 6 bin sayfa kitap okudum, 20 farklı kitaptan faydalandım, değişik yazarlar ve fikirlerden bir ortak akıl oluşturdum. Bu film Gandi’den, Çağrı’dan etkileyici." Dedi..

Atatürk'le Said-i Nursi karşılaşacak! - Habertürk


***************



Said-i Nursi’nin hayatını anlatan film 'Hür Adam', çok ses getirecek.. (Miş!)


Bak seen !..


Fethullah GÜLEN Filme onay vermiş !.. (!?)


Filmde Said-i Nursi, kendilerine katılmasını isteyen Şeyh Sait ve isyancılara "Yüzlerce yıldır bizi idare eden bu Türkler bundan sonra da bizi idare edecektir. Eğer menfi insanlar varsa onlarla mücadele edin ama Türklere kılıç çekmek haramdır" diyor..... Muş!..

Yani, Nursi’nin “birleştirici (!) fikirleri filmde pek çok sahnede yer alıyor" ... Muş!..


Tanrısever, “filmin Kürt sorununun çözümüne büyük katkı yapacağını” iddia ediyor!..


(E..ee… Yapacaktır haliyle, ne diyeyim ki şimdi!)



Ben size bir şey söyleyeyim mi arkadaşlar...

Bunların tamamı da, bir tür Kürt sempatisi ve dolaylı olarak, Fethullah Gülen sempatisi yaratmak adına yapılmaktadır..

Yani özetleyecek olursak; hem Said-i Nursi’yi aklamak, hem Nurculuğun reklamını yapmak ve hem de Fethullah Gülen’in yakın bir tarihte Türkiye’ye gelmesi için yapılan (ön) ayak çalımlarından başka bir şey değildir bu!..


İnsan beyni çok karışık ve gizemlidir..
Bir yalanı, kişi kendi kendine otuz - kırk kere söylediği takdirde, bir süre sonra; O kişinin kendisini bile “O konunun yalan olduğuna” inandıramazsınız!..


Lütfen kendinize bir kez olsun sorun:

Tam da Tarikatların ve Cemaatlerin tamamen deşifre olduğu şu günlerde, ‘Cemaatin Türkiye siyasetini yönlendirdiği’ iddialarının ortaya atıldığı günleri yaşarken; bu film bize ne demek istemektedir!?..


Hep söyledim, yine tekrarlayacağım…

Plan proje tıkır tıkır işlemektedir..

Yapılmakta olan bu film bile, “insanları gelecek günlere hazırlama” operasyonundan başka bir şey değildir.. Yani, “beyin uyuşturma çalışmasından başka bir halt değildir..”



Semra KILINÇ
01 Ekim 2010

Alıntı ile Cevapla
Konuya Yorumunuz..

KONUYU BU SİTELERDE PAYLAŞABİLİRSİNİZ..

Seçenekler

Haber Potası'nda Yapabilecekleriniz.
Konu açabilme:Hayır
Yorum yazabilme: Hayır
Resim ve yazı yükleyebilme:Hayır
Konu ve Yorumlarınızı düzeltebilme:Hayır

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


LinkBacks (?)
LinkBack to this Thread: http://www.haberpotasi.com/forum/semra-kilinc-kose-yazilari/853-basbakanin-said-i-nursi-acilimi.html
Gönderen For Type Tarih
Semra Kılınç | Kişi Ara This thread Refback 15.09.2011 04:18


En son giriş saatiniz: 02:34


Gizlilik Policesi - Privacy Policy



UYARI: Haber Potası kullanıcıları ve üyeleri, üçüncü kişilerin telif hakkı sahibi bulunduğu her türlü fikri eser, fotoğraf, resim vs. materyal ve ürünleri kullanamazlar. Forum kullanıcı ve yazarlarının, üçüncü kişilerin telif hakkı sahibi olduğu yazı, resim vs. ürünleri kullanması durumunda, her türlü hukuki ve cezai sorumluluk kendilerine aittir. Söz konusu haksız kullanım nedeniyle Haber Potası’nın hiçbir hukuki sorumluluğunu bulunmamakta olup, haksız kullanım nedeniyle Haber Potası’nın üçüncü kişilere ödemek zorunda kalabileceği her türlü tazminat ve/veya adli/idari para cezaları; İlgili yazıyı yazan, yasayı ihlal eden forum kullanıcılarına rücu edilecektir.


Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0
Copyright © 2008-2010 Haber Potası - Telif Hakları HABER POTASI'na Aittir